fbpx

Şifanın Algoritması

Şifa özünde modern karşılığı olmayan kelimedir. Şifa ile ilgili bir yazı yazmanın önemli bir zorluğu vardır. Şifa; zihin boyutunda ifade edilemeyen bir şeye işaret eder. Bu yazı basitçe benim kendime yolculuğumun dışavurumudur.

Amaç size şifayı öğretmek veya onun hakkında bilgi vermekten çok size gerçek doğanızı doğrudan keşfetmeniz için ilham vermektir.

Şifa günümüzde her zamankinden daha anlamlı. Tarihte yalnızca Şifanın ne olduğunu değil, neyi unuttuğumuzu da unuttuğumuz bir durumdayız.

Bu unutma, benlik illüzyonudur. Biz insanlar, çoğumuz günlük hayatlarımıza odaklanmış bir durumda yaşarız, kim olduğumuzu, neden burada olduğumuzu veya nereye gittiğimizi çok az düşünürüz ya da hiç düşünmeyiz.

Çoğumuz gerçek benliğimizin, bilincimizin, isim, form ve düşüncenin ötesinde olanın hiç farkına varmadık. Sonuç olarak da bu sınırlı bedenler veya isimler olduğumuza inanıyoruz.

Farkında olarak veya olmayarak, kendimizi özdeşleştirdiğimiz bu sınırlı benlik yapısının öleceği ve yok olacağı korkusuyla yaşıyoruz.

​Günümüz dünyasında yoga, dua, meditasyon gibi dinsel veya spiritüel pratikler izleyen insanların çoğu koşullu ve ezberlenmiş teknikler uygulamaktadır.

Bu da onların sadece ego (Sınırlı Benlik) yapısının bir parçası olması anlamına gelir. Sorun, arayış ve eylem değil, cevabı dışsal bir formda sınırlı algınızla bulduğunuzu düşünmektir.

Şifacılık, Zihnin daha ileri bir düzeyde kışkırtmasıdır. İnsani olmaktan çok insan yapımıdır.

Ego yapısı, daha fazla para, güç, sevgi ve her şeyin daha fazlasını ister. Sözde şifa yolunu izleyenler daha üstün, daha usta, daha sakin, daha barışçıl, daha aydınlanmış olmak isterler.

​Bu yazıyı okumanızın bir tehlikesi de zihninizin şifaya sahip olmak isteyecek olmasıdır.

Daha da tehlikelisi, zihniniz şifaya zaten ulaştığını düşünebilir. Ne zaman bir hedefe ulaşma arzusu söz konusu ise, egonuzun iş başın da olduğundan emin olabilirsiniz. Şifa, bir şeye ulaşma veya kendinize bir şey katmakla ya da gelişmekle ilgili değildir.

Şifa’yı idrak etmek, ölmeden önce ölmeyi deneyimlemektir. Yaşam ve ölüm ayrılmaz bir döngü ve dönüşümdür.

Başlangıcı ve sonu olmadan sonsuza yayılır. Ölüme sırtınızı döndüğünüz zaman yaşamı da reddetmiş olursunuz. Kim olduğunuzu ya da kim olmadığınızı deneyimlediğiniz zaman, yaşam veya ölüm korkusundan özgürleşebilirsiniz.

​Kim olduğumuz, bize toplumumuz ve kültürümüz tarafından yani dışardan gelen bir bilgi olarak verildi ve aynı zamanda seçimlerimizi yöneten daha derin bilinçaltı kalıplarının ve duygularının köleleriyiz.

Ego yapısı, tekrarlama güdüsü ve dürtüsünden başka bir şey değildir.

EGO, canlılar için olumlu da olsa olumsuz da olsa, enerjinin basitçe bir kez izlediği yolu tekrar izleme eğilimidir. Hafızanın veya zihnin sonsuz katları vardır, sarmallar içinde sarmallar.

Bilinciniz bu zihin veya ego yapısı ile tanımlandığı zaman sizi matriks olarak isimlendirebileceğiniz sosyal koşullanmaya bağlar. Egonun farkında olabileceğimiz yönleri vardır, ancak bizi asıl yöneten, ilkel varoluşsal korkulardır.

Tüm bunların oluşturduğu morfik alanlar, yaşamımızı kısır bir duygusal döngü içinde tekrar ettirerek kendini yeniler.

Hazza tutunan ve acıdan kaçan sonsuz kalıplar duygusal sorunlara dönüşür… İşimiz, ilişkilerimiz, inançlarımız, düşüncelerimiz ve yaşam biçimimiz.

​Çoğu insan matriksi hayatlarıyla besleyerek esaret altında yaşar ve ölür. Hapishanelere kapatılmış hayatlar yaşarız. Hayatlarımız çoğu zaman acı ve ıstırap ile doludur ve aslında özgür olduğumuz hiç aklımıza gelmez.

Geçmişten miras kalan hayatı bırakmak, orijinal hayatı yaşamak mümkündür. Hepimiz bu dünyaya biyolojik yapılarla fakat öz farkındalığımız olmadan geldik.

Küçük bir çocuğun gözlerine baktığınızda çoğunlukla benliğin izi yoktur, sadece parıldayan bir boşluk vardır. İnsanın zamanla dönüştüğü kişi, bilincinin üzerine giydirilmiş bir maskedir. ​

Uyanmış bir kişide bilinç, kişilik ve maske kalıplarından özgürleşmiştir. Kendiniz olduğunuzda kişiliğinizle tanımlanmazsınız.

Taktığınız maskeler olmadığınızı bilirsiniz. Ama rolü devam ettirmekten geri kalmazsınız. Karakterimizle özdeşleştiğimizde bu illüzyondur, benlik illüzyonu. Şifa hayat oyununda kişilik rüyasından uyanmaktır.

Zihnimizin koşullu dünyası tek bildiğimiz dünya. Fakat zihnin ötesinde başka bir dünya var.

Dualitik algının ötesinde. Kim olduğunuz gerçeğini bulabilmek için hapishaneyi ve tüm bildiklerinizi arkanızda bırakmak ister misiniz?

​Şifayı deneyimlemek için dikkati düşüncelerden ve kavramlardan, nesnelerden uzaklaştırıp kendi oluş halimize yöneltmek gerekir.

Bir kişi hep deniz seviyesinde yaşamışsa, yükseklere yavaş yavaş alışarak çıkması gerekir. Her yeniye uyum sağlamakta olduğu gibi yeniyi keşfetmek ve eskiden sıyrılmak için samimiyet gerektirir.

Zihin bilinç için bir hapishaneye benzetilebilir. Hapishanede değilsiniz, hapishanenin kendisisiniz. Hapishane bir illüzyondur.

Hayali bir benlikle kendinizi tanımlandıysanız uykudasınız demektir.

Hapishanenin farkına varınca, eğer illüzyondan kurtulmak için savaşırsanız, o zaman illüzyona gerçeklik verirsiniz ve uykuda kalmaya devam edersiniz, ancak bu sefer rüya kabusa dönüşür.

Sonsuza dek gölgelerle savaşır veya onlardan kaçarsınız.

​Şifa ayrı benlik veya Kişisel yapı rüyasından uyanmaktır. Şifa, ben dediğim hapishane ile kendimi tanımlamaktan uyanmaktır.

Asla gerçekten özgür olamazsınız çünkü nereye giderseniz gidin hapishane sizsiniz.

Uyanış ve Şifa zihinden veya hapishaneden kurtulmakla ilgili değildir, tam tersine onunla özdeşleşmezseniz hayat oyununu daha keyifle deneyimlersiniz, arzu veya korku olmadan oyunun tadına olduğu gibi varırsınız. ​

İnsan bilinci bir sürekliliktir. Bir kutupta, insanlar koşullu benlikleriyle tanımlanırlar. Diğer uçta ise Şifa vardır, benliğin sona ermesi. Süreklilikte şifaya doğru her adım, ızdırabı azaltır.

Daha az acı hayatın acısız olacağı anlamına gelmez. Şifa acı ve haz dualitesinin ötesindedir.

Anlamı daha az zihin olması, olacak olan ne olursa olsun direnç yaratan daha az benlik olması ve kederi yaratanın direnç olmasıdır.

​Şifanın bir kez bile farkına varmak, sürekliliğin diğer ucunda ne olduğunu fark etmemizi sağlar. Maddesel dünya ve kişisel çıkardan başka bir şey olduğunu görmek.

Şifa’da koşullu benlik yapısı sona erdiği zaman egosal düşünce, benlik, dualite ortadan kalkar ancak ben veya benliksizlik, varlık bilinci hala vardır.

Bu boşlukta yeniden doğuş vardır. Öz benliğin, dualite veya tüm sürekliliğin çok ötesinde olduğunun farkındalığı ve olma hali.

Öz Bilinç zamansız, değişmezdir, hep şu an ve şimdidir. Şifa, başlangıçtan beri var olan Bilinçle, makro ve mikro benliğinizin birleşmesidir.

Kendinizi benlikle tanımlamayı bırakınca, kim olmadığının ve kim olduğunuzun farkındalığına erişirsiniz. Kendinin, olma halinin farkına varmak kişinin yolculuğunun sadece başlangıcıdır.

Çoğu insanın, Şifayı yaşamın diğer yanları ve boyutları ile bütünleştirmeden önce, onu teknikler uygulayarak sayısız kez deneyimleyip kaybetmesi gerekecektir.

​Uygulamalar sırasında varlığınızın doğasına dair derin kavrayışlar veya benlik sorgulamaları tecrübe edip, sonra kim olduğunuz gerçeğini unutarak kendinizi tekrar eski kalıplar ve düşünceler içinde bulmanız sıra dışı bir olay değildir.

Şifa’da siyah ve beyaz, karanlık ve aydınlık aynıdır. Siyah ve beyaz, aydınlık ve karanlık “TEK BİLİNÇ” tir.

Bu zihninize saçma gelir, çünkü zihin dualite ile var olur.

İnsanlar dünyanın durumu veya kendi mutsuzlukları için hep kendileri dışında bir şeyleri suçlamak isterler.

Bu başka bir kişi, belirli bir grup veya ülke, din veya bir çeşit yönetici, illuminati veya matriksdeki gibi hissedebilen makineler olabilir.

Şifa gerçekleştiğinde ve siz uyandığınızda, farkına vardığınızda, bir yöneticinin, bir makinenin, günden güne hayatınıza etki eden suçladığınız her şeyin varlığı belirmeye başlar.

Bu sizsiniz. Benlik yapınız birçok küçük, kodlardan ve alt programlardan veya küçük efendilerden oluşur.

Bir küçük efendiler yemek ister, diğeri para, makam, mevki, güç, seks ve hakimiyet. Bir diğeri başkalarının ilgisini ister.

​İstekler gerçekten sonsuzdur ve asla tatmin edilemezler. Hapishanelerimizi dekore etmek için çok fazla zaman ve enerji harcarız, maskelerimizi süsleme derdine düşeriz, küçük efendileri besler ve onları daha güçlü hale getiririz.

​Uyuşturucu bağımlıları gibi, küçük efendileri tatmin etmeye çalıştıkça sonuçta daha fazlasını isteriz. Özgürlüğün yolu kişisel gelişim veya benliğin amaçlarını tatmin etmek değil, kişiliğin gündeminden tamamen vazgeçmektir.

Bazı insanlar uyanışın, kişiliklerini ve hayatın zevkini kaybetmeleri anlamına geldiğini düşünerek bundan korkarlar. Aslında doğru olan tam tersidir, Bilincin kendini ifadesi ancak koşullanmış benlik aşıldığında ortaya çıkan bir durumdur.

Matriksin içinde uykuda olduğumuz için çoğumuz öz bilincimizin anlatmak istediğinin farkına varamayız.

Şifaya giden yol hem kendini sanal benliğimizi gözlemlemeyi hem de değişmeyen gerçek doğamızın farkına varılmasını kapsar.

Eğer zihin, şifanın ne olması gerektiğine dair bir fikre uydurmak için teşhislerle ve tekniklerle dünyayı değiştirmeye çalışırsa, bu, aynadaki görüntüyü değiştirmek için yansımayı değiştirmeye çabalamaya benzer.

Aynadaki görüntüyü gülümsetmek için yansımaya müdahale edemezsiniz, yansımanın gerçek kaynağı olan kendinizin farkına varmanız gerekir. Kendinizin farkına vardığınız zaman, bu dışarıdaki herhangi bir şeyin değişmesi gerektiği anlamına gelmez.

Ancak maskenizi gözlemleyebildiğiniz ve ondan özgürleştiğiniz zaman kim olduğunuzun ve olmadığınızın farkına varabilirsiniz.

Biz insanlar hiç gelmeyen bir geleceğe hazırlanmak için sürekli çabalıyoruz ve sonra ölüyoruz. Dışarıdaki mücadelede asla başarılı olamayacağız, çünkü o sadece iç dünyamızın bir yansıması.
Şifa neyi değiştirebilir? Şifayı kendimizde neye bakarak anlayacağız? Olana karşı içsel direncimizin olup olmadığına.

Mücadele bırakıldı, dahası mücadele eden kişinin hayal ürünü olduğu fark edildi. Bireysel irade veya akıl, kozmik irade veya akılla uyumlandı. Şifa, istisnasız tüm değişen durumlara karşı bütün içsel direncin terk edilmesidir.

Koşullardan bağımsız iç huzuru idrak eden kişi gerçek Şifa’ya ulaşmıştır. Direnci bırakmanızın sebebi herhangi bir şeye karşı umursamazlık değil, içsel özgürlüğünüzün dışsal olandan bağımsız olmasıdır.

​Gerçekliği olduğu gibi gördüğümüzde, bunun dünyada bir şeyler yapmaktan vazgeçtiğimiz anlamına gelmediğini anlamamız gerekir.

Durum bunun tam tersidir; bilinç dışı koşullanmalar ve kalıplar tarafından manipule edilmeden özgürce hareket edebildiğimizde, öz enerjimizin tüm gücünü toplayarak varoluş ile uyumlu şekilde davranmak mümkün olur.

​Birçok kişi şifa verebilmek için, algıladığımız sorunlara ve hastalıklara karşı teknik ve yöntemler geliştirerek mücadele etmek gerektiğini savunacaktır.

Şifa için teşhis ve yöntem geliştirmek, sessizlik için bağırmaya benzer; sadece istenmeyen şeyin daha fazlasını yaratır. Bugünlerde her şeye karşı teknik var;

Her teknik aslında kendimizle savaştır. Savaş kolektif bir zihinsel yanılgının bir parçasıdır. Şifa istediğimizi söyleriz, ama varoluşla mücadele etmeye devam ederiz.

​Şifadan yanayız diyerek kendimize yalan söyleriz, ama kalıplar ve ezberlenmiş eylemlerle yaşama devam ederiz.

Daha iyi bir yaşamı istediğimiz konusunda kendimizi aldatırız. Kendimizle yüzleşmekten kaçan gizli yanlarımızı görmek istemeyiz.

Dönüşümün ilk gerçekleşmesi gereken kendimiziz. Ancak o zaman varoluşla uyumlanma tamamlanacaktır. O zamana kadar yaptığımız her şey, halihazırda zihin tarafından yaratılmış olan sanal hapishanenin temellerini güçlendirecektir.

İnsanlar, karanlık olmadan ışık, boşluk olmadan doluluk, üzüntü olmadan mutluluk istiyor. Zihin ne kadar işe karıştırılırsa iç dünyamız o kadar parçalanmış hale geliyor.

Egosal zihinden gelen her çözüm, bir sorunun var olduğu düşüncesine dayalı ve her çözüm, çözmeye çalıştığı şeyden daha büyük bir sorun haline geliyor.

İnsan zihni yeni antibiyotikler yaratırken doğa daha kurnaz hale ve bakteriler daha güçlü hale geliyor.

Nerede yanlış yapıyoruz?

Büyük bir gücümüz var, ama onu kullanacak bilgelikten yoksunuz. Sorun, kullandığımız zihni anlamıyor olmamız. İnsan zihninin, doğru kullanımını ve amacını bilmiyoruz.

Şifa gerçekleştiğinde koşullardan ve kalıplardan bağımsız hale geliriz, yaratabiliriz, çünkü artık belirli bir bakış açısına bağlanmış benlik yoktur.

Einstein şöyle der, “İnsanın gerçek değeri, öncelikli olarak kendisini benlikten ne ölçüde kurtarabildiği ile ölçülür.”

Zihnin varlığı kötü değildir, zihin kalbin hizmetindeyken harika bir araçtır.

Çoğu insan şifacı, bilinçli ve uyanık olduğunu düşünür. Zaten uyanmış olduğunuza inanıyorsanız, sahip olduğunuza inandığınız şeye ulaşmak için neden keşfetmek isteyesiniz ki?

Uyanışın mümkün olabilmesi için uykuda olduğunuzu ve matriksin içinde yaşadığınızı fark etmeniz gerekir.

Hayatınızı dürüstçe, kendinize yalan söylemeden gözden geçirin.

Tekrarlayan robotik yaşam kalıplarınızı istediğinizde durdurabiliyor musunuz? Haz aramaya ve acıdan kaçınmaya son verebiliyor musunuz, bir takım aktivitelere, eğlencelere bağımlı mısınız?

Kendinizi ve başkalarını sürekli yargılıyor, suçluyor ve eleştiriyor musunuz? Zihniniz sürekli uyarıcılar arıyor mu, yoksa sadece sessizlikte tatmin bulabiliyor musunuz? İnsanların hakkınızda ne düşündüklerine tepki veriyor musunuz?

Makinaya benzer doğanızı gözlemlemeye başladığınızda daha uyanık hale gelirsiniz. Sorunun derinliğini fark etmeye başlarsınız.

Tamamıyla düpedüz uykudasınız, bir rüya içinde kayıpsınız. Bu gerçeği duyan çoğu kişi hayatlarını değiştirme isteği veya yeteneğinden yoksun olacak, çünkü tanıdık kalıplara bağlanmış durumdalar.

Gerçekle yüzleşmektense kafamızı kuma gömeriz. Kurtarıcı bekleriz, ama çarmıha kendimiz çıkmak istemeyiz.

İç dünyanızı değiştirirseniz, dış yaşamınızı da değiştirmeye hazır olmanız gerektiğini anlamalısınız. Eski kimliğiniz, yeni filizin üstünde yeşereceği toprak haline gelmelidir.

Uyanışın birinci adımı, kendimizi maske ile tanımlandığımızı fark etmektir. İçimizdeki bir şey bu gerçeği duymalı ve uykusundan uyanmalıdır.

Sanal dünyamız ve yalan hayatlarımız dikkatimizi dağıtıyor, bizi eğlendiriyor, bizi sürekli yapmakla, tüketmekle, açgözlülükle meşgul ediyor ve Şifa dan uzaklaşıyoruz.

​Özünüz, kısıtlı benlik yapısı ile özdeşleşerek köleleştirildi.

Egosal akılla tanımlanmak hastalıktır, çaresi şifadır ve şifa uyanıştır.

MERAK EDİLENLER

Taşıyamayacağınız bir yükün altında eziliyormuşsunuz gibi hissettiğiniz oldu mu hiç ?

Belki de hayatınız istediğiniz gibi gitmiyordur. İlişkileriniz kısa süreli oluyor veya ilişki girişimleriniz işe yarıyor gibi görünmüyordur.

Belki de geçmişte yaşadığınız birtakım olayların hiç yaşanmamış olmasını arzuluyor olabilirsiniz.

Yaşadığınız olayların duygusal kalıntılarını geride bırakacak gücü kendinizde bulamıyor olabilirsiniz.

Geçmişinizin şu anınızı tutsak ettiği tanımlanamaz duyguların esaretinde yaşıyor da olabilirsiniz.

Bedeninize kodlar halinde işlenen ve sinir sisteminizi baskılayan duygusal yüklerin üzerinizden kalkması için bedeninizin gizli zekasını aktif ederek her şeye yeniden başlayabilirsiniz.

Varlığınızda ki gizli zekanın uyanması ile beraber sizi esir eden duygulardan kurtulabilir, kendinize daha fazla güven duyabilir, hayata daha fazla motive olabilirsiniz.

Arzuladığınız hayata, kariyere ve ilişkiye ulaşabilirsiniz.

Birçok kişi geçmişte yaşadığı olayların duygusal tortularını ve bunun oluşturduğu engelleri hisseder ancak bunların nasıl çözüleceğini bilemez.

Birçok eğitim ve öğreti alarak üstesinden gelmeye çabalasa da her seferinde kendini yeniden başladığı yerde bulabilir.

Bunun sebebi temel nokta olan kendini ve kendindeki potansiyeli henüz keşfedememiş olmasındandır.

Sorunlara geçici çözümler bulunabilir ancak en temel nokta gözden kaçtığı için bu konuda öğrenilen tekniklerde derinlemesine yardımcı olamaz.

Bu tekniklerin işe yaramadığından değil, kendini keşif konusunda  bireylerin henüz yetersiz kaldığındandır.

Doğrudan duygusal tortulara ve bunları oluşturan sebeplere değilde, bu tortuların oluşturduğu sonuçlara yönelik yapılan çalışmalarında yeterli gelmediğine şahit olmuşuzdur.

Çoğu zaman hayal kırıklıklarının  altında yatan sebep, geçmişte yaşanan olayların oluşturduğu, sıkışan tortusal duygulardır.

Bu duyguları farketmeden, hissetmeden ve keşfetmeden çıkılan her yol sadece mekanik bilgilerin ezberlenilmesi ve hayata geçirilememesi ile son bulur.

Bedenimizde, sinir sistemimize ve hatta organlarımıza, dokularımıza kadar baskı yapan ve beden elektriksel akışını sekteye uğratan duygusal yükler bazı fiziksel hastalıklara, duygusal zorluklara, ve bireyin kendi kendisini engellemesine neden olur.

Pleiades uygulaması ile Bedeninizin gizli zekasını uyandırmak yaşamınızı yeniden düzenlemenize, sağlıklı olmanıza sizi etkileyen gizli duyguların enerjisinden kurtulmanıza yardım edecektir.

Bedeninize yerleşmiş olan geçmişe ait tortusal duygular, yanlış kararlar vermemize, davranışları ve olayları, yakınlarımızı ve çevremizi yanlış anlamamıza ve düşüncelere aşırı tepki göstermemize ve ilişkilerimizi kısa kesmemize neden olabilirler.

Bundan daha da ötesi, depresyon, endişe, stres, öfke ve nefret gibi duygulara sebep olabilirler. Fiziksel sağlığımızı alt üst ederek, acı, yorgunluk ve hastalıklara neden olarak organlarımızın işlevlerini yerine getirmesine engel olabilirler.

2012 yılında Şeref Tolga Kuralay tarafından deneyim yolu ile keşfedilen Pleiades Uygulaması ile  bedenimizin gizli zekasını aktif ederek ve onu nasıl kullanabileceğimizi öğrenerek geçmişe ait tortu duyguların, hem duygusal hemde fiziksel anlamda hissedilen acıların, saklı kalmış sebeplerini dönüştürebiliriz.

Şu anda her şeyi geride bırakmış ve hatta olayları unutmuş ve duygularından arınmış olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak buna rağmen organlarınız eski duygularınızın enerjisi ile sarmalanmış durumdadır. Bunlar zamanla iyileşebilecek ve dönüşebilecek enerjiler değillerdir.

Şu anki ilişkinizde farklı hissedip, davranmanıza ve hatta bu ilişkinizin bitmesine sebep olabilirler.

Pleiades Uygulaması ile Sinir sisteminizin yeniden aktive edilerek  kendi zekası ile iş başına geçmesi, tutsak kalmış gizli duyguların çözülmesi ve serbest bırakılmasına neden olur. Bununla beraber yaptığınız seçimler ve kararlar değişerek aldığınız sonuçlarda olumlu olacaktır.

Duygusal tortular, pek çok insanda duygusal acının yanında fiziksel acıya da neden olurlar.  Bu gibi ağrılar, sinir sisteminin enerji akışını engelleyen baskılanmış gizli duygulardan kaynaklanır.

Neredeyse her hastalığın sebebi sinir sisteminde kodlanmış, tortu duygulardır. Bu doğrudan veya dolaylı yoldan meydana gelmektedir.

Tortu duyguların aslı da frekanslara dayanır. Bu frekansların titreşimi sinir sistemine kodlanarak beden enerji alanında bozulmalara yol açar ve fiziksel sorunlara neden olur.

Tortu duygular fiziksel, ruhsal, zihinsel ve duygusal sorunların, birçok hastalığın ve ağrının görünmez ve teşhis edilemez gizli sebepleridir.

Bu duygular, bağışıklık sistemini zayıflatarak bedeni hastalıklara karşı dayanıksız duruma getirirler. Beden dokusunu bozarak, sinir sisteminin enerji akışını ve organlar ile salgı bezlerinin görevlerini yapmalarını engelleyebilir.

Muhtemelen kendinizde geçmiş ait tortu bir duygunun olup olmadığını ve eğer varsa bunun ne olabileceğini merak etmeye başlamış olabilirsiniz.

Aşağıda bu duyguların sinir sistemine kodlanarak yaşam kalitemizi bozabilecek durumların bir listesine göz atabilirsiniz.

  • Bir yakınımızın kaybı
  • Boşanma veya İlişki sorunları
  • Maddi Sıkıntılar
  • Aile veya iş stresi
  • Düşük veya kürtaj
  • Fiziksel veya duygusal Travma
  • Fiziksel veya Duygusal Baskı Görmek
  • Kendini Suçlama
  • Kendine veya başkalarına karşı olumsuz ön yargı
  • Reddedilme ve değersizlik
  • Fiziksel hastalık kaynaklı umutsuzluk
  • Duygularla özdeşleşmek
  • Terk edilme veya aldatılma
  • Sözlü veya Cinsel Taciz
  • Aile Baskısı
  • Başarısızlık
  • Aşırı Gelecek Kaygısı
  • Aile hayatında güvensizlik

Vs…

Yukarıdaki liste daha da uzatılabilir. En belirgin örneklerden bazıları yukarıda belirtildiği gibidir.

Sinir sistemize yerleşen bir duygunun titreşimi bedenimizin muhtelif yerlerine konuşlanır. O alanda bulunan organlarında kendi orijinal titreşim seviyeleri vardır ve baskın duygunun titreşimi ile rezonansa girerek kendi titreşimlerini değiştirmeye başlarlar. Yani organlarımız o duygu ile özdeşleşerek kişilik yapımızı, davranışlarımızı ve fiziksel durumumuzu bozmaya başlarlar.

Uzun süreli durumlarda tüm hayatımıza etki ederek yaşam kalitemizi yerle bir etmeye başlarlar. Fobi den, depresyona ve fiziksel hastalıklara kadar bir çok sorunu da beraberinde getirirler.

Örneğin geçmişte sinirlendiğiniz bir olay karşısında oluşan bir duygu sisteminize yerleşerek sisteminizi kendi frekansına uyarlar. Aslında siz değil bedeninizin bir kısmı kendiliğinden sinirlidir. Ve dışarıda oluşan her durum ve olaya tepki vermeye başlayabilirsiniz. Hiçbir şey olmasa da organlarınız aslında hep sinirli bir durumdadır.

Bazen insanlar, neden çabuk sinirlendiklerini anlayamaz ve buna engel olamazlar. Bunun sebebi geçmişte yaşanmış bir olayın duygusal tortularının sistemlerinde konuşlanmış olmasıdır. Belki de buna neden olan olayı artık tamamen unutmuş ve hatırlayamaz olmuşlardır. Ancak beden sistemi halen o yaşanan olayın tortu duygusunu üzerinde barındırmaktadır.

Bedeninizde konuşlanan tortu duygu eğer korku duygusu ise kolayca korkan ve endişelenen bir insan olabilirsiniz. Tortu duygu bedeninizde ne kadar uzun süre kalırsa o kadar korkunuz artmaya başlar ve bunun sebebini bilemezsiniz. Çünkü artık durum sizin hakimiyetinizden ve hafızanızdan çıkmış beden hafızasına hücresel ve titreşimsel olarak kodlanmıştır.

Tortu duygular dönüştürülüp serbest bırakılmadığı sürece yaşam kaliteniz  fiziksel, ruhsal ve duygusal alanlarda sürekli ivme kaybetmeye başlayacaktır.

Genetik etkenler, yaralanma, beslenme bozukluğu ve duygusal travmalar ile beraber zayıflayan alanlarda konuşlanan tutsak duygular bulunduğu alanlarda acı ve ağrı olarak hissedilebilirler.

Sırtınızda dünyanın yükünü almış gibi hissediyorsunuz, aldatılmış veya hayal kırıklığına uğramış hissediyorsunuz. Bu durumda iken başka bir tanıdığınızın size anlattığı üzücü bir olaya karşı hissettikleriniz size zayıf olan bölgelere rezone olarak sizde yeni sıkışmış duygular da yaratabilir.

Siz ne kadar zayıfsanız dışarıda oluşan olaylar sizdeki sıkışmış gizli duyguları tetikleyerek genişlemesine neden olurlar. Bunun sonucu ise fiziksel, ruhsal ve duygusal bir bataklığa saplanmaktır.

Tortu duygular beden sinir sisteminde belirli bir manyetik alan yaratarak diğer organları bozmaya başlarlar. Nasıl ki banka kartlarının manyetik şeritleri bir mıknatıs ile beraber uzun süre temas ederse karttaki bilgiler silinir aynı şekilde organ, hücre, doku ve moleküllerimizde tortu duygularla sürekli uyarıldığında kendi görevlerini yapamaz olurlar çünkü hafızaları silinmeye başlamıştır. Bu durumda bizim dengemizi bozmak için yeterlidir.

Kanser ve benzeri hastalıkların nedeni de hafızasını kaybetmiş hücrelerin kontrolden çıkması durumudur. Sürekli tortu duyguların gizli baskısı altında kalan hücrelerimizin hafızasını kaybetmesi bu gibi sonuçlarada neden olmaktadırlar.

Hastalıklar, bedenimizin bizlere bir şeylerin yolunda gitmediğini söyleme şeklidir. Tüm bunlar yardım çağrılarıdır. Yardım çağrılarını bastırmak, ilaçlarla yok etmeye çalışmak, arabamızın yağ lambası yanarken üstünü bantla kapamaya benzer. Buna rağmen asıl sorun olan yağ değişimi yapılmaz ve araba sonunda işlevini yapamaz hale gelir.

Bedenimizin gizli zekasını aktive ederek kendi dönüşüm yolumuzu başlatabilir, kendimizi keşfedebilir ve hayatımızı her seviyede yeniden yapılandırabiliriz.

Pleiades Eğitim Seminerlerinde Bedenlerimizin Gizli Zekası Uyandırılır ve kendimizdeki potansiyeli kullanmayı öğreniriz. Varlığımızı yeniden keşfederek tortusal duygulardan özgürleşebiliriz. Yeniden aslımıza dönebilir ve içimizdeki ustanın bilgeliğine şahit olabiliriz.

ŞEREF TOLGA KURALAY

PLEİADES® EĞİTİM SEMİNER PROGRAMI İÇERİĞİ :

Pleiades® Eğitim Seminer Süresi : 2 Tam Gündür. (Cumartesi – Pazar)

Süre : Sabah 11:00 ile Akşam 17:00 arası

Eğitim Süresince Uygulanan Programlar :

  • Katılımcılara Bireysel Aktivasyon seanslarının uygulanarak Aktive edilmeleri,
  • Beden Hassasiyetinin arttırılarak hislerin farkedilmesi ve 5 duyu ötesi elekromanyetik alanların beden içinde ve dışında hissedilmesi,
  • Beden Sinir Sisteminin İşleyişi,
  • Beyin ve Sinir Sisteminin Yapısı ve Pleiades®
  • Duygusal ve zihinsel sorunların Sinir Sistemi üzerinde tespit edilmesi ve dönüştürülmesi,
  • Katılımcının kendi kendine seanslar yapabilmeye elverişli duruma getirilmesi,
  • Katılımcının çevresine seans uygulaması yapabilmesi için donanımının arttırılması,
  • Mekansal Enerji Dengeleme Uygulamalarının Öğrenimi,
  • Uzaktan Seans Uygulamaları yapabilme yeteneğinin kullanılması,
  • Pratik deneyim ve denemeler,
  • İlişki, aile, sosyal ilişkiler sorunlarının deneyim yollu çözüm sürecine alınması,
  • Depresyon ve Stres Yönetimi,
  • Beden enerji meridyenleri,
  • Yaşam Kalitemizi Bozan olay ve sorunların çözüm süreci,
  • Kuantum Fiziği ve Pleiades® bağlantısı,
  • Travmalar ve duygusal blokajların nedenleri ve çözümü,
  • Soru ve Cevap Bölümleri.

Pleiades® Eğitim Seminerlerinde Bireyler kendi Aktivasyon Seanslarını alarak, birebir deneyim yollu süreci yaşarlar ve kendi kendilerine seans yapabilme, çevresine yapabilme, hayvan ve bitkilere seans uygulayabilme ve uzaktan seanslar yapabilme gibi yetilerini kullanmayı öğrenerek Pleiades® Lisanslı Profesyonel Uygulayıcı Olarak Yetiştirilirler.

Seminer sonunda açılan Whatsapp gruplarına katılarak uzman master eğitmenler rehberliğinde süreçlerine destek alarak donanımlı uygulayıcı olarak öğrenim süreçlerine devam ederler.

Pleiades eğitimlerini her kesimden birey alabilir ve uygulamalar yapabilir.

Pleiades sistemi teknik öğretiler, sınırlamalar, kalıp ve ritüeller içermez.

Uygulayıcı adaylarının kendi beden sinir sistemlerinin aktivasyonu ile beraber bu uygulamaları yapabilir niteliğe ulaşmaları sağlanır.

Pleiades sistemi eğitim programları sonunda uzman eğitmenler tarafından desteklenen uygulayıcıların öğrenim süreçleri ve deneyimleri takip edilerek potansiyellerini en verimli şekilde kullanabilmeleri sağlanır.

Pleiades® Uygulaması, bedenimizin kendi kendini iyileştirebilen ancak pasif duruma düşmüş olan “GİZLİ ZEKASINI” aktive eden bir uygulamadır.

Aktive olan beden sinir sisteminin kendi kendini dengeleme özelliğinin açığa çıkması ile başlayan dengelenme süreci, bedenin kendi orjinal zekası tarafından yönetildiği için PLEİADES® sistemini bionerji veya benzer tekniklerle karıştırmamalıyız.

Pleiades Uygulaması beden aktivasyonunu başlatarak bedenin kendi zekası ile kendisini iyileştirme sürecini başlatan bir uygulamadır.

Bu durumda Pleiades Uygulaması, süreci başlatan bir uygulama durumundadır.

Belirli bir hastalığa uygulanan bir tedaviden çok bedenin kendi zekası ile iyileşme sürecini başlattığından hastalıkları ve nedenlerini dönüştürüp, dengeleyen sistem  yine beden gizli zekasının kendisi oılmaktadır.

Pleiades® Uygulama Seanslarında sık görülen “İSTEMSİZ KAS HAREKETLERİ” Sinir Sisteminin Aktive olması esnasında süregelen geri bildirimlerdendir.

Bilindiği üzere sinir sistemimiz, beynimiz ve kaslarımız elektriksel, elektromanyetik akımlarla kendi içerisinde bir network (ŞEBEKE) oluşturmuş durumdadır.

Söz konusu şebeke ağı tüm bedenimizi kaplayan bir sinir ağıdır.

Bu sistem üzerinde oluşan hasar ve yıpranmalar tüm beden sistemini etkilemekle beraber, ruhsal, duygusal, fiziksel ve zihinsel boyutlarda da karmaşaya ve kaosa neden olmaktadır.

Sinir sisteminin “İSTEMSİZ KAS HAREKETLERİNİ” yöneten “OTONOM SİNİR SİSTEMİ” aktive olduğunda tüm bedenimizi saran elektromanyetik devrenin kendi orijinal dengesine kavuşmak için gösterdiği “REAKSİYON”, istemsiz kas hareketleri olarak dış düzlemde somut bildirimlere yol açabilmektedir.

PLEIADES® AKTİVASYON VE UYUMLANMA SEANSLARI

Pleiades® Uyumlanma ve Aktivasyon seansları sadece Pleiades® Türkiye Resmi Web sitesinde kayıtlı olan onaylanmış profesyonel 3A Master
Eğitmenler tarafından düzenlenen ve sadece Uygulayıcı Eğitim Programları dahilinde uygulaması yapılan özel programlardır.

Uyumlanma ve Aktivasyon seansları arka arkaya uygulanan iki bireysel seanstan sonra uygulanan seanslardır. Aktivasyon ve Uyumlanma seansı bireysel seanslardan sonra beden enerji hatlarının dünyanın kendi titreşimsel alanına ve aynı zamanda evrenin enerji hatlarına yeni bağlantılar oluşturarak BİLİNÇ seviyesinde açılım sürecini başlatır.

Bireysel Dönüşüm ve Ruhsal Anlayış seviyelerinde ilerleme kaydedilir. Aktivasyon seansı ile başlayan sürece Uyumlanma süreci ismi verilir. Bu süreç boyunca Pleiades® Master Eğitmen tarafından rehberlik devam eder ve deneyim süreçleri takip edilir.

Aktivasyon ve Uyumlanma seansları beden enerji meridyen sisteminin yeni bağlantılar ile evrensel alana bağlantı kurulmasını sağlarken ; Bireysel seans programları katılımcının kendi düzleminde dengelenmesini sağlar.

Bireysel seanslar sadece şifa ve dengelenme amaçlıdır.

Buna karşın aktivasyon ve uyumlanma seansları şifanın ötesinde bireyin ruhsal gelişimini ve bilinç kapasitesinin artışını sağlamaktadır.

Aktivasyon Eğitim Programlarına katılan katılımcılar kendi kendilerine seans uygulaması yapabilir ve süresiz rehberlik hizmeti alabilirler.

Pleiades eğitim ve bireysel seans seminerleri İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa illerinde belirlenen tarihlerde düzenlenmektedir. Pleiades Danışmanlık olarak sabit bir ilde merkezimiz yoktur. Belirtilen illerde düzenlenen eğitim seminer organizasyonlarına kayıt olarak programlara katılabilirsiniz.

Pleiades® Uygulamaları, bireylerin kendi beden sinir sistemlerinin aktive olması amaçlı yapılan uygulamalardır. Bu uygulamalar, pasif duruma geçmiş ve canlılığını kaybetmiş sistemimizin aktif duruma geçmesi sürecidir. Temel düzlemde bu durumun bizlerin doğal hali olduğu için insanlara, hayvanlara ve bitkilere uygulanabilir.

Uygulamalarda sınır yoktur. Pleiades® uygulamaları teknik, rituel, ilaç, hipnoz vb yöntemler içermediğinden  olumsuz etkisi yoktur. Bu uygulamalar İnsanın Kendi Doğasını Keşfetmesi ve potansiyelini en verimli şekilde kullanabilmesini sağladığından kendi doğal halimizi yaşamamızın olumsuz bir tarafı tabi ki olmamaktadır.

Pleiades Bireysel Seans Programlarından yararlanmak için 2 seçenek vardır.

1 . Çeşitli illerde düzenlenen ve web sitesinin etkinlik sayfasında yer alan eğitim seminerlerinden birine katılarak kendi kendinize uygulama yapmayı öğrenebilir ve bununla beraber size özel bireysel seanslar alabilirsiniz.

Bu program sonunda bireysel seans uygulaması aldıktan sonra kendi kendinize uygulamalar yapabilir ve kendi kendinizin uygulayıcısı olabilirsiniz.

2. Eğtim Seminer Programları dışında Bireysel Seans Uygulaması almanın diğer bir yolu uzaktan seans uygulamasına katılmaktır.

Uzaktan Uygulanan Seans programına katılarak kendiniz için bireysel seanslar alabilirsiniz. Bireysel Seans Programı toplamda 3 seanstan oluşan bir program olup bir saat sürmektedir.

Belirlenen gün ve saatte uygulanan bireysel seans programı için sizlere önceden verilen yönergeler doğrultusunda gerekli koşulları sağlayarak programa katılmanız mümkün olmaktadır.

Bireysel Seanslar hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki iletişim numaraları üzerinden görüşme sağlayabilirsiniz.

Bireysel Seans Danışmanlık 

0 543 717 22 87

0 532 349 33 74

Pleiades® Eğitim Seminerlerine kayıt olmak için iletişim numaralarımız üzerinden bizlere ulaşarak eğitim programına katılım uygunluğunuza karar verilir. Programa Uygunluğunuz onaylandığı taktirde site üzerinden sisteme kayıt olabilirsiniz.

Ön kayıt bedeli 750 TL olup kalan 2000 TL katılım bedeli seminer programına katılım sağladığınız seminer alanında asistanlar tarafından tahsil edilmektedir.

Belirli Bir Etkinlik Programına Kayıt Olmak İçin Bir Süre Var mıdır ?

Ön Kayıt için belirlenmiş bir süre yoktur.

Etkinlik Tarihinin Son Gününe Kadar Kayıtlar Alınmaktadır. Bununla beraber seminer eğitim programlarımız belirli katılımcı sayısı ile sınırlı olduğundan (10 Katılımcı Sınırı ), ön kayıt yaptıran katılımcı sayısı sınıra ulaştığında kayıtlar sistem tarafından kapatılmaktadır.

Pleiades Eğitim Seminer Ücreti : 2750 + %18 KDV

Pleiades Eğitim Seminerlerine katılarak Pleiades Lisanslı Profesyonel Uygulayıcı olarak yetkilendirilen katılımcılar, seminer sonrasında eğitim kitapçıklarını alarak açılan whatsapp gruplarına dahil olurlar ve uzman eğitmenler tarafından donanımları arttırılarak süresiz rehberlik hizmeti alırlar.

Pleiades Eğitim Sistemi Okul sistemine benzer yapısıyla katılımcılar her an desteklenir ve güncel bilgiler alırlar. Bulundukları illerde düzenlenen diğer organizasyonlara katılım hakkına sahip olurlar.

Pleiades Bireysel Seans Ücreti : 1000 + %18 KDV

Bireysel Seans Programı 3 seanstan oluşan bir programdır. Seanslar arasında bir gün ara verilerek devam eden program ücreti 3 seansın toplam ücretidir.

Pleiades Sistemi Lisanslı Ve Patentli Markadır. Pleiades Sertifikası alan tüm katılımcılar PLEİADES LİSANSLI uygulayıcı olma hakkına kavuşurlar. Profesyonel Olarak Danışmanlık yapabilir ve PLEİADES LİSANSI altında uygulamalar yapabilir yetkiye sahip olurlar.

Pleiades Eğitim Seminerlerinin düzenlendiği illerden birindeki programa katılımınız netleştirildiğinde ön kayıt işlemleriniz sitemiz üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Web sitesi üzerinden yaptıracağınız ön kayıt işlemi için 750 tl ücret alınmaktadır.

Ön kaydınız tamamlandığında geri kalan 2000 tl eğitim bedelini seminer tarihinde tüm banka kartlarına 2 – 12 taksit seçeneği ile ödeyebilirsiniz.

Pleiades Danışmanlık İletişim Numaraları :

0 532 349 33 74

0 543 717 22 87

Etkinliklerimiz

Videolar

Uygulamalar

2019-04-25T20:52:39+03:00