ŞİFA, İYİLEŞME DEĞİL UYANIŞTIR

ŞİFA, İYİLEŞME DEĞİL UYANIŞTIR

Şifa, iyileşme değil uyanıştır. İyileşme maddesel anlamda, algılanabilir bir değişim yoluna girme olayıdır. Şifa ile bağlantıları vardır ama öncelikle iyileşme değil şifa önemlidir. Şifa, bilinçte gerçekleşen bir devrim, bir uyanıştır.

Bilincin yeniden doğması ve kendini tanımasına şifa diyebiliriz. İyileşme pratik, teknik ve yöntemler ile sağlanabilir. Mesela bir arabanız varsa ve arıza yaptıysa onu belirli teknik yöntemlerle tamir edebilirsiniz.

Öncelikle arıza tespiti yaparsınız ve tespit ettikten sonra arızayı gidermek için formüller uygularsınız. İşiniz de başarı sağlamak içinde yöntemler kullanabilirsiniz veya borsa da ve buna benzer diğer konularda.

Zihniniz madde dünyasından, madde ile ilgili çözümlenmesi gereken sorunları çözmek için birebir doğru bir rehber olabilir. Tecrübeleri ile sabitlenmiş bilgilerini kullanarak bir teknik geliştirebilir ve mütemadiyen bu teknikleri kullanarak gündelik yaşantınızı rahat bir duruma sokabilir.

Tüm bunların hepsine geniş bir pencereden baktığımız da iyileşme, iyileştirme veya tedavi diyebiliriz. Ancak şifa kavramı çok daha geniş kapsamlı bir olgudur. Tedavi ve iyileşme dış dünyada geçerliliğini korurken şifa iç dünyanız da yani bilincinizde gerçekleşir.

Bilinç, iyileştirilemez çünkü bilinç için hastalanma veya rahatsızlanma diye bir şey yoktur. Bilinç hep oradadır ve iki hali vardır. Biri uyku halidir ve diğeri uyanıklık hali.

Uyku halindeki bilinç madde dünyasının görselliği ile özdeşleşerek kendini bir kimlik olarak tanımlamaya başlar ve buna bağlı bir karakter geliştirerek dış dünyada kendine bir alan oluşturmaya başlar.

Bilincin “BEN BİR KİŞİYİM” rüyasına girmesiyle bilinç kendi hakikatine karşı uyku haline girmiş ve kendini unutmuştur. Diğer bir bilinç hali ise bilincin kişilik kavramından öte kendi öz benliğinin farkında olarak yaşaması ve içeride bölünme olayının olmamasıdır.

Şifa uykuda ki bilincin uyanması için bir yoldur. Bu yol bilgi yoludur. Ancak burada bahsedilen bilgi, bildiğimiz manada bir bilgi veya felsefe yada öğreti değil varoluşsal bilgidir. Varoluşsal bilgi ise dış dünyada ki tecrübelerimize dayalı ettiğimiz bilgi gibi değildir.

O elde edilemez ve tecrübe edilemez. Tecrübe edilseydi bilinebilir olur ve madde dünyasında edindiğimiz bilgi ile aynı olurdu.

Bu bilgiye ulaşan herkeste şifaya kavuşurdu. Bu bilgi tecrübe edilemez denmesinin sebebi bilginin bizzat “siz” olmasından dolayıdır. Siz derken “KİŞİ” sizden değil “BİLİNÇ” sizden bahsedilmektedir. Şifa Bilgisi bu yüzden bilinemez ama ŞİFA olunur.

Bu yüzden elde edilemez çünkü o bilgi, öz bilgi sizsiniz. Bu durumda bu bilginin bilinciniz de yeniden aktif olması ve uyanması, aynı zaman da sizin de uyanışınız anlamına geliyor.

Şifanın tanımını bu şekilde yaptıktan sonra anlıyoruz ki bedensel ve zihinsel manada bir rahatsızlığımızın geçmesi ve geçirilmesi şifa değil iyileşme veya iyileştirilmedir.

Günümüz de Şifa kelimesinin içi boşaltılmış ve anlamından saptırılarak farklı yönlere çekilmiştir. Şifa ve Şifacılık oldukça fazla sayıda artış göstermiş, bunun için birçok teknik ve yöntem çıkarılmış ve insanlara sunulmuştur.

Ancak anlıyoruz ki şifanın belirli bir yöntemi veya tekniği yoktur çünkü şifa bir iyileşme ve iyileştirilme değildir. Şifa, olma,  uyanış ve yeniden doğuştur.

İyileştirici olmak mümkündür ancak şifacı olmak mümkün değildir.

Bunun sebebi iyileşme için bilgi verilebilir, teknik öğretilebilir veya ilaç verilebilir. Bedensel arazlar bu şekilde olumlu yönde iyileştirilebilir. Ancak dikkat edersek burada hep vermek ve almak döngüsü vardır. İlaç verilebilir, teknik kullanılabilir, bilgi verilebilir. Ancak şifa sizin bilinciniz olduğu için size verilemez, öğretilemez. Zaten sizde olan, siz olan, size verilemez.

Şifacı diye bilinen insanlar aslen iyileştiricidir. Bilinç iyileştirilemez çünkü bilincin hasta olma gibi bir durumu olmaz. Yani gerçek siz hasta olmazsınız. Ancak bilinç uykuda iken beden metabolizması dengesini yitirir.

Bu nasıl olmaktadır ?. Bilinç kendini kişi olarak tanımladığından ve koşullandığından her an savaş veya kaç durumunda olacaktır. Para, şan, şöhret peşinde hırsa kapılacaktır veya geçim korkusu, iş bulamama korkusu, kaybetme korkusu, ilişkiler korkusu, kandırılma korkusu gibi uyumanın getirdiği zaaflara yenik düşecektir.

Korku duygusu ise beden metobolizmasında travmalar yaratacak, duygusal blokajlar meydana getirecek ve beden sinir sisteminin çökmesine ve buna bağlı rahatszıkların oluşmasına neden olacaktır.

Bu durumda ise iyileşmeye ve iyileştirilmeye ihtiyaç duyacaktır.

Yazımızın başında belirttiğimiz üzere şifa ve iyileşme kavramları bu noktada buluşuyor. Rahatsızların nedeninin bilincin kimlik algısına yenik düşerek uyuması ve savunmasız kalan bedenin travma geçirmesi olduğunu anlayabilirsek o zaman bu yolda bir adım daha attık demektir.

Sadece iyileşme değil bununla beraber öncelikle Bilincin uyanmasının gerektiğini söyleyebiliriz.

Uyanmış bir bilincin saflığından oluşan alan, bizi bedensel, zihinsel ve ruhsal boyutlarda dengeleyebilir ve bunun sonucunda şifa bilgisi bizden bize açılabilir. Bu durumda kendi şifacımızın kendi bilincimiz olduğunu da anlamış oluruz.

 

 

 

 

  • 179
  •  
  •  
  •  
  •  
Etkinlik Takvimi