Bizler doğumdan sonra yetişkinlik dönemimizde ilk önce bedenlerimizi tanımaya başlarız.Spor ve bunun gibi faaliyetlerde bulunarak bedenlerimizi geliştirmeye çalışır ve daha güzel bir bedene sahip olmayı isteriz.Daha sonra şık kıyafetler ile bedenimizi daha güzel bir hale getirmeye çalışırız.

İlerleyen yaşlarımızda zihnimizi ve beynimizi algılamaya ve farketmeye başlarız. Daha ileri dönemlerde ise kalbimizi anlamaya başlar,içsel dünyamız olduğunu ve sezgilere sahip olduğumuzu farkederiz.İçsel dünyamıza yöneliriz.Sürecin devamında ise ruhsal dünyamızı algılamaya çalışırız.

İnsana bütün olarak baktığımızda bedeni,zihni, beyni, kalbi, sezgileri ve ruhu olan bütün bir yapıyı farkederiz.İnsan tüm bunları ilerleme kaydederek anlamaya başlıyor.

Bazılarımız sadece bedende ,bazılarımız beden ve zihinde,bazılarımız ise sadece zihinde kalıyor. Bir kısmımız sadece içsel dünyada kalıp dış dünyayı reddediyor.Kimileri ise bir mabede kapanıp sadece ibadet ederek içsel dünyada hakikati anlamaya çalışıyor.

Acaba biz,şimdi ve burada hem kendi yaşamımızı, hem dışsal yaşamı hem de içsel yaşamı bir bütün olarak algılayabilir ve görebilir miyiz ?
Parça parça baktığımız zaman bunu anlamamız mümkün olmuyor.

Öğrenilmişliğimiz ile baktığımızda ise ne yaparız ,örneğin mutlu olabilmek amacı ile vücudumuzda serotonin ve dopamin salgılanabilmesi için ilaç kullanabiliriz, bir şeyler yiyebilir ve o hormonların salgılanmasına katkıda bulunabiliriz. Eğer fiziksel olarak kendimizi iyi hissetmiyorsak spor yapabilir,kas geliştirebilir veya kendimize güzel kıyafetler almaya çalışabiliriz.

Tüm bunların bütünlük içinde olması gerekir.Çok güzel kıyafetlerimiz,sahip olduğumuz değerlerimiz olabilir ama buna rağmen zihnimiz dengede olmayabilir.

Toplumda bazen tabir edildiği gibi malı mülkü sahip oldukları var ama kafası yok denilen durum ortaya çıkabilir.
İnsan kendini din,spiritüel veya enerji çalışmalarına adamış ,içsel dünyasına yönelmiş olabilir. Kişisel gelişim eğitimlerine katılmış ancak içsel dünyaya bakarken bir türlü sistemi anlayamıyor olabilir. Çünkü kendisini anlamayan bir insanın içsel dünyayı anlaması da mümkün değildir.

Bizler insan olarak her yönden bir bütünüz. Parça parça bakıldığında ve belirli bir kısma odaklanıldığında bütün olarak göremeyiz ve sadece bir yönde gelişir ama bütün olarak eksik kalabiliriz.

İnsanın anlayışının gelişmesi ve kendini anlayabilmesi için kendine ve hayata bütün bakabilmeyi “KEŞF” etmesi gerekir.

Diğer türlü bir parçayı çözmeye çalışarak ömür geçirebiliriz. Bütün olarak her şeyi anlayamayabiliriz. Anlayabilmek kavramı içerisinde icat yoktur.

Parça parça olarak baktığımızda icatlar ve teknikler çıkarabiliriz. Bunların hiçbiri keşif yani anlayış değildir. Hakikate ulaşmak için veya kendimizi anlamak ve dengelemek için ritüeller çıkarabiliriz. Bunların hiçbiri “KEŞİF” değildir. Cep telefonu gibi icatlar olacaktır ancak bu oluşturulmuş bir yapıdır keşif değildir.

KEŞİF, olan bir şeyi,varlığın ve varoluşun doğasını tam ve bütün ANLAMAK demektir. Eksiksiz ve fazlasız tam olarak,olanı olduğu gibi bütünlüğü içerisinde anlamak demektir.

Parça parça baktığımızda hala keşfetmek için teknikler üretebiliriz. Bu tekniklerin çok önemli olduğunu ve aradığımız hakikate bizi ulaştırabileceğini düşünebilir ve bütünsel bakıştan uzak düşebiliriz.

Bütün bakma özelliği şu an beyin tarafından tam olarak kullanılmıyor. Çünkü sağ veya sol beyin ağırlıklı bakıyor. Bedensel güdüler ve tepkiler bunun içinde harmanlanmış durumda, duygusal yapının dengede olmayışı bizi bütün ve tam anlamaktan ve yaşamaktan uzak tutuyor.

Örneğin bir bina yapılırken bir usta bir tarafını,mimar bir tarafını, mühendis başka bir tarafını yapar. Ancak aralarında bütünsel iletişim yoksa binanın bütünsel bir anlamı olmaz. Kendi bakış açımıza göre bütünde herhangi bir şey yaptığımızda bütünsel olmayacaktır. Bir şeyin diğer bir şeyle ilişkisi olmadığında ve kendine göre bağımsız olduğunda bütünsellikte olamaz.

Şehirlerin yapılaşmalarında olduğu gibi. Herkes kendine göre bina yaptığında binalar güzel olsa da bütüne baktığımzda çarpık yapılaşmayı görebiliriz. Çarpık yapılaşmanın ortasına mükemmel bir saray bile inşa etseniz bütün resimde çarpıklık devam edecektir. Hatta güzel olan bütünde çarpıklık bile oluşturabilir.

Hayatımıza ve kendimize baktığımızda da aynı şeyi farkedebiliriz. Örneğin, arkadaşlarımla olduğum zaman çok mutluyum ama iş yerine gittiğim zaman veya evime gittiğim zaman mutsuz oluyorum.Yada sadece kendi iç dünyamda mutluyum ama dışarıda mutsuzum diyebiliriz.Tüm bunlar bütünü anlayamadığımız ve tercihler yaptığımız içindir.

Peki beyin ne zaman bütün bakabilir ?

Kendisi ile bütün olduğu zaman,kendini parça olarak değil bütün olarak anladığı zaman ve kendini bütün olarak KEŞFETTİĞİ zaman. Parça algısı sebebi ile şu anki beynimizin bütün algılaması, yapısı ve alışkanlıkları gereği mümkün olmamaktadır. Ancak bu durum değiştirilebilir.

Bir olayı ele alıp o olayın içinde parçayı tedavi etmeye kalkarsam o zaman o an için doğru görünen eylem bütüne baktığımda sonrasında ciddi zararlar verebilir.Yani kullandığımız ilaçlar gibi.Bir ilaç bir yönden fayda sağlıyor olabilir ancak diğer yandan başka bir tarafı bozuyordur.

İlaçların içeriğini okuduğunuz zaman faydası birkaç cümlede anlatılır ancak yan etkileri ve zararları çok daha fazladır. Bunun sebebi lokal etkisi olması ve bu etkinin bütündeki diğer yansımalarının farkedilmemiş olmasıdır.

Kimse bunu dikkate almaz. Çünkü o anda problem bir şeyle ilgilidir ama sonuç olarak bütünü bozar. Örneğin yediğimiz yemeklerin içinde hayvansal ve bitkisel gıdalar,su ve mineraller olur. Orada bir bütünlük vardır. Eğer sadece bir tek şeyle beslenmeye kalkarsak bedenimizdeki ahenk dengesini yitirecektir. Yani bütün gün limon yersek bir tarafımız zayıf kalacaktır.

Kangren olan bacağın kesilmesi yaşamın devam etmesi amaçlıdır. Ancak kangren olan bacak değil bütündür. Bugün bacak,yarın kol derken tüm beden. Kangren olan bütündür ve bunun nedeni anlaşılırsa çözümde bütünsel olacaktır. Parçalayarak çözüm bulmak sadece yaşam süresini uzatmak ancak yaşam kalitesini bozmak anlamına gelir.

Demek ki beynimiz bütün görebilirse o zaman hayat kalitemizde bütün olarak artacak ve tüm parça olarak algıladıklarımızda yaşamsal döngüsüne ahenkle devam edecektir.

Beynimizin bütün olarak görmesi ve olanı olduğu gibi değerlendirmesi demek keşfetmemiz demektir. Bir parçayı anlamak her şeyi anlamak anlamına gelmez. Bu bir parça ile diğer parçaların ilişkisini de anlamak gerekir. Eğer bunu yapabilirsek o zaman bütünsel bakışla bakabiliriz. Bu bakış keşfetmemize olanak tanır.Tekniklerden özgürleşmemize ve kendimizi tam ve bütün olarak anlamamıza sebep olur.

İnsanlar bütündür ve bunun ötesinde her şey bütündür. İnsan doğayla bir bütündür ve bunu anlayamazsa doğayı katletmeye başlar,insanlar diğer insanlarla bütündür ve eğer bunu anlayamazsa diğer insanlarla düşman olur. İnsan kendiyle bütündür ve eğer anlayamazsa kendiyle savaşmaya ve kendini parçalamaya başlar.

Bazılarımız bedene, bazılarımız beyne ve bazılarımız kalbe önem verir. Hepsi bütündür. Biri diğerinden iyi değildir. Hepsi kendi bütünlüğünde varolurlar ve birbirleri ile uyumludurlar.

Eğer, bütünü ve sistemini keşfedebilirsek bir daha parça parça düşünmemize ihtiyaç kalmayacaktır.Hayatımız bütün olacaktır.Dışarısı ve içerisi bütün olacaktır ve içsel savaş bitecektir.

Bütüne bakmaya başladığımız anda sessizlik olur. Beyin ve zihin düşünmeyi durdurur.Çünkü parça parça algılama durmuştur. Her şey bütünü ile anlaşılır ve böylece düşünmeye ihtiyaç kalmaz. Varlığımız kendi bütünlüğüne kavuşmuştur artık.

Peki kendi hayatımıza baktığımızda,dünyam dediğimiz hayatımıza baktığımızda bütünlük var mı yoksa parça parçamı ?

Eğer parça parça ise henüz yaşamaya başlamamış,kendimizi anlamamış,hayatı hakkıyla değerlendirememiş olduğumuz anlamına gelir.
Hayatımıza veya bedenimize parça parça bakarsak ve bir yeri beğenmeyip geliştirmeye çalışırsak bütünlüğü bozmuş oluruz.

Bütüne baktığımız anda birden derin bir sessizlik ortaya çıkar ve sessizliğin kendisinden yüksek bir enerji yükselir. Bu enerji ile beraber varlığımızda da anlayış yükselir ve parçalamayı, ayırmayı bırakırız.İşte bu durum “ŞİFA” kelimesini açıklar.

Şeref Tolga Kuralay

Etkinlik Takvimi