fbpx

Bütünsel Anlayış ve Şifa

Bizler doğumdan sonra yetişkinlik dönemimizde ilk önce bedenlerimizi tanımaya başlarız. Spor ve bunun gibi faaliyetlerde bulunarak bedenlerimizi geliştirmeye çalışır ve daha güzel bir bedene sahip olmayı isteriz. Daha sonra şık kıyafetler ile bedenimizi daha güzel bir hale getirmeye çalışırız.

İlerleyen yaşlarımızda zihnimizi ve beynimizi algılamaya ve fark etmeye başlarız. Daha ileri dönemlerde ise kalbimizi anlamaya başlar, içsel dünyamız olduğunu ve sezgilere sahip olduğumuzu fark ederiz. İçsel dünyamıza yöneliriz. Sürecin devamında ise ruhsal dünyamızı algılamaya çalışırız.

İnsana bütün olarak baktığımız zaman bedeni, zihni, beyni, kalbi, sezgileri ve ruhu olan bütün bir yapıyı fark ederiz. İnsan tüm bunları ilerleme kaydederek anlamaya başlıyor.

Bazılarımız sadece bedende, bazılarımız beden ve zihinde, bazılarımız ise sadece zihinde kalıyor. Bir kısmımız sadece içsel dünyada kalıp dış dünyayı reddediyor. Kimileri ise bir mabede kapanıp sadece ibadet ederek içsel dünyada hakikati anlamaya çalışıyor.

Acaba biz, şimdi ve burada hem kendi yaşamımızı hem dışsal yaşamı hem de içsel yaşamı bir bütün olarak algılayabilir ve görebilir miyiz?
Parça parça baktığımız zaman bunu anlamamız mümkün olmuyor.

Öğrenilmişliğimiz ile baktığımızda ise ne yaparız, örneğin mutlu olabilmek amacı ile vücudumuzda serotonin ve dopamin salgılanabilmesi için ilaç kullanabiliriz, bir şeyler yiyebilir ve o hormonların salgılanmasına katkıda bulunabiliriz. Eğer fiziksel olarak kendimizi iyi hissetmiyorsak spor yapabilir, kas geliştirebilir veya kendimize güzel kıyafetler almaya çalışabiliriz.

Tüm bunların bütünlük içinde olması gerekir. Çok güzel kıyafetlerimiz, sahip olduğumuz değerlerimiz olabilir ama buna rağmen zihnimiz dengede olmayabilir.

Toplumda bazen tabir edildiği gibi malı mülkü sahip oldukları var ama kafası yok denilen durum ortaya çıkabilir.
İnsan kendini din, spiritüel veya enerji çalışmalarına adamış, içsel dünyasına yönelmiş olabilir. Kişisel gelişim eğitimlerine katılmış ancak içsel dünyaya bakarken bir türlü sistemi anlayamıyor olabilir. Çünkü kendisini anlamayan bir insanın içsel dünyayı anlaması da mümkün değildir.

Bizler insan olarak her yönden bir bütünüz. Parça parça bakıldığında ve belirli bir kısma odaklanıldığında bütün olarak göremeyiz ve sadece bir yönde gelişir ama bütün olarak eksik kalabiliriz.

İnsanın anlayışının gelişmesi ve kendini anlayabilmesi için kendine ve hayata bütün bakabilmeyi “KEŞF” etmesi gerekir.

Diğer türlü bir parçayı çözmeye çalışarak ömür geçirebiliriz. Bütün olarak her şeyi anlayamayabiliriz. Anlayabilmek kavramı içerisinde icat yoktur.

Parça parça olarak baktığımızda icatlar ve teknikler çıkarabiliriz. Bunların hiçbiri keşif yani anlayış değildir. Hakikate ulaşmak için veya kendimizi anlamak ve dengelemek için ritüeller çıkarabiliriz. Bunların hiçbiri “KEŞİF” değildir. Cep telefonu gibi icatlar olacaktır ancak bu oluşturulmuş bir yapıdır keşif değildir.

KEŞİF, olan bir şeyi, varlığın ve varoluşun doğasını tam ve bütün ANLAMAK demektir. Eksiksiz ve fazlasız tam olarak olanı olduğu gibi bütünlüğü içerisinde anlamak demektir.

Parça parça baktığımız zaman hala keşfetmek için teknikler üretebiliriz. Bu tekniklerin çok önemli olduğunu ve aradığımız hakikate bizi ulaştırabileceğini düşünebilir ve bütünsel bakıştan uzak düşebiliriz.

Bütün bakma özelliği şu an beyin tarafından tam olarak kullanılmıyor. Çünkü sağ veya sol beyin ağırlıklı bakıyor. Bedensel güdüler ve tepkiler bunun içinde harmanlanmış durumda, duygusal yapının dengede olmayışı bizi bütün ve tam anlamaktan ve yaşamaktan uzak tutuyor.

Örneğin bir bina yapılırken bir usta bir tarafını, mimar bir tarafını, mühendis başka bir tarafını yapar. Ancak aralarında bütünsel iletişim yoksa binanın bütünsel bir anlamı olmaz. Kendi bakış açımıza göre bütünde herhangi bir şey yaptığımızda bütünsel olmayacaktır. Bir şeyin diğer bir şeyle ilişkisi olmadığında ve kendine göre bağımsız olduğunda bütünsellikte olamaz.

Şehirlerin yapılaşmalarında olduğu gibi. Herkes kendine göre bina yaptığında binalar güzel olsa da bütüne baktığımızda çarpık yapılaşmayı görebiliriz. Çarpık yapılaşmanın ortasına mükemmel bir saray bile inşa etseniz bütün resimde çarpıklık devam edecektir. Hatta güzel olan bütünde çarpıklık bile oluşturabilir.

Hayatımıza ve kendimize baktığımızda da aynı şeyi fark edebiliriz. Örneğin, arkadaşlarımla olduğum zaman çok mutluyum ama iş yerine gittiğim zaman veya evime gittiğim zaman mutsuz oluyorum. Ya da sadece kendi iç dünyamda mutluyum ama dışarıda mutsuzum diyebiliriz. Tüm bunlar bütünü anlayamadığımız ve tercihler yaptığımız içindir.

Peki beyin ne zaman bütün bakabilir?

Kendisi ile bütün olduğu zaman, kendini parça olarak değil bütün olarak anladığı zaman ve kendini bütün olarak KEŞFETTİĞİ zaman. Parça algısı sebebi ile şu anki beynimizin bütün algılaması, yapısı ve alışkanlıkları gereği mümkün olmamaktadır. Ancak bu durum değiştirilebilir.

Bir olayı ele alıp o olayın içinde parçayı tedavi etmeye kalkarsam o zaman o an için doğru görünen eylem bütüne baktığımda sonrasında ciddi zararlar verebilir. Yani kullandığımız ilaçlar gibi. Bir ilaç bir yönden fayda sağlıyor olabilir ancak diğer yandan başka bir tarafı bozuyordur.

İlaçların içeriğini okuduğunuz zaman faydası birkaç cümlede anlatılır ancak yan etkileri ve zararları çok daha fazladır. Bunun sebebi lokal etkisi olması ve bu etkinin bütündeki diğer yansımalarının farkedilmemiş olmasıdır.

Kimse bunu dikkate almaz. Çünkü o anda problem bir şeyle ilgilidir ama sonuç olarak bütünü bozar. Örneğin yediğimiz yemeklerin içinde hayvansal ve bitkisel gıdalar, su ve mineraller olur. Orada bir bütünlük vardır. Eğer sadece bir tek şeyle beslenmeye kalkarsak bedenimizdeki ahenk dengesini yitirecektir. Yani bütün gün limon yersek bir tarafımız zayıf kalacaktır.

Kangren olan bacağın kesilmesi yaşamın devam etmesi amaçlıdır. Ancak kangren olan bacak değil bütündür. Bugün bacak, yarın kol derken tüm beden. Kangren olan bütündür ve bunun nedeni anlaşılırsa çözümde bütünsel olacaktır. Parçalayarak çözüm bulmak sadece yaşam süresini uzatmak ancak yaşam kalitesini bozmak anlamına gelir.

Demek ki beynimiz bütün görebilirse o zaman hayat kalitemizde bütün olarak artacak ve tüm parça olarak algıladıklarımızda yaşamsal döngüsüne ahenkle devam edecektir.

Beynimizin bütün olarak görmesi ve olanı olduğu gibi değerlendirmesi demek keşfetmemiz demektir. Bir parçayı anlamak her şeyi anlamak anlamına gelmez. Bu bir parça ile diğer parçaların ilişkisini de anlamak gerekir. Eğer bunu yapabilirsek o zaman bütünsel bakışla bakabiliriz. Bu bakış keşfetmemize olanak tanır. Tekniklerden özgürleşmemize ve kendimizi tam ve bütün olarak anlamamıza sebep olur.

İnsanlar bütündür ve bunun ötesinde her şey bütündür. İnsan doğayla bir bütündür ve bunu anlayamazsa doğayı katletmeye başlar, insanlar diğer insanlarla bütündür ve eğer bunu anlayamazsa diğer insanlarla düşman olur. İnsan kendiyle bütündür ve eğer anlayamazsa kendiyle savaşmaya ve kendini parçalamaya başlar.

Bazılarımız bedene, bazılarımız beyne ve bazılarımız kalbe önem verir. Hepsi bütündür. Biri diğerinden iyi değildir. Hepsi kendi bütünlüğünde var olurlar ve birbirleri ile uyumludurlar.

Eğer bütünü ve sistemini keşfedebilirsek bir daha parça parça düşünmemize ihtiyaç kalmayacaktır. Hayatımız bütün olacaktır. Dışarısı ve içerisi bütün olacaktır ve içsel savaş bitecektir.

Bütüne bakmaya başladığımız anda sessizlik olur. Beyin ve zihin düşünmeyi durdurur. Çünkü parça parça algılama durmuştur. Her şey bütünü ile anlaşılır ve böylece düşünmeye ihtiyaç kalmaz. Varlığımız kendi bütünlüğüne kavuşmuştur artık.

Peki kendi hayatımıza baktığımızda, dünyam dediğimiz hayatımıza baktığımızda bütünlük var mı yoksa parça parçamı?

Eğer parça parça ise henüz yaşamaya başlamamış, kendimizi anlamamış, hayatı hakkıyla değerlendirememiş olduğumuz anlamına gelir.

Hayatımıza veya bedenimize parça parça bakarsak ve bir yeri beğenmeyip geliştirmeye çalışırsak bütünlüğü bozmuş oluruz.

Bütüne baktığımız anda birden derin bir sessizlik ortaya çıkar ve sessizliğin kendisinden yüksek bir enerji yükselir. Bu enerji ile beraber varlığımızda da anlayış yükselir ve parçalamayı, ayırmayı bırakırız. İşte bu durum “ŞİFA” kelimesini açıklar.

Pleiades® Sistemi Hastalıklara Uygulanan bir sistem değildir. Oluşturulmuş bir teknik değildir.

Pleiades® Sistemi Her İnsanın kendi doğasında mevcut olan ama farkına varılmayan bir özelliktir.

Bu özellik keşfedildiğinde ve açığa çıkartıldığında insan doğasının kendi kendini dönüştürme ve iyileştirme özelliği de açığa çıkar.

Bütünsel bir dönüşüm içten dışa doğru başladığından iyileşme kendiliğinden doğal olarak meydana gelir.

Pleiades® Teşhis ve Tedavi yöntemi değil Bütünsel Bir dönüşüm Sistemidir.

Hastalıklara değil hastalığa sebeb olan ana sebepler üzerinde bir dönüşüm başlatır. Önemli olan hastalığın hedeflenmesinden çok onun meydana gelmesine sebep olan içsel ve zihinsel sebeplerdir. Sebepler çözüldüğünden hastalıklar da kendiliğinden ortadan kalkacaklardır.

Pleiades® eğitim programları içeriği ezber öğretilerden oluşmaması sebebi ile yeterli gelmektedir.

Eğitim içeriği direk deneyim ve pratik üzerine olduğundan tecrübe yollu bir öğrenim içermektedir.

Bir yemeğin tadını eğitim ile almak mümkün değildir. o yemeği tattığınız da artık bir fikriniz oluşmuştur.

Pleiades® Sistemi’ni kendi varlığınız üzerinde deneyimlediğinizden ve eğitim sonunda da bu deneyimi devam ettirebileceğinizden her an yeni keşiflere kapılar açılacaktır.

2 günlük deneyim ve pratiklerden sonra Master Eğitmenleriniz tarafından rehberliğinizin devam etmesi sağlanır.

Yolculuğunuz boyunca yaşadığınız deneyimlere yönelik bilgilendirme yapılarak donanımınızı arttırmanız için destek olunur. Yüzlerce uygulayıcı ve katılımcı bu süreçlerden geçerek uygulayıcılık yapmaktadırlar.

Pleiades® eğitim seminerlerine katılmadan önce sitemizin titizlikle araştırılmasını tavsiye ediyoruz. Daha sonra iletişim numaralarımızdan bizlere ulaşarak genel sorularınızın cevaplarını alabilirsiniz.

Yapılan ön görüşme sonucu uygulayıcı adaylığına uygunluğunuz derecesinde eğitim seminerlerimize kaydınızı yaptırabilirsiniz. Pleiades® Sistemini her yaştan birey öğrenebilir ve uygulayabilir.

Bununla beraber Pleiades® sisteminin hastalık tedavisi, teşhisi ve hastalığa müdahale içeren bir sistem olmadığının ve bu sistemin sadece kendi bedensel zekanızın uyanışını aktive ettiğini kavramanız çok önemlidir.

Sistemin ruhunu anlamanız ve katılım için iletişim numaralarımızdan bizlere ulaşarak ön bilgi almanız önemlidir.


İSTEMSİZ KAS HAREKETLERİ

Pleiades® uygulama seansları esnasında ortaya çıkan istemsiz kas hareketleri, beden zekasının uyanışı ile beraber kendi kendini dengeleme aşamasında kendini gösterir. İstemsiz kas hareketlerinden sorumlu olan OTONOM SİNİR SİSTEMİ nin kendine has zekasının devreye girmesiyle beraber sinir sisteminde başlayan dönüşüm ve dengelenme varlığımızda ki üzeri örtülmüş olan potansiyelin açığa çıkmasına sebep olmaktadır.

Bioenerji kelimesi YAŞAM ENERJİSİ anlamına gelmektedir. Kendi yaşam enerjimizin çeşitli yöntemler ve ritüeller kullanılarak yönlendirilmesi ile oluşan tekniklere bioenerji teknikleri denmektedir.

Bioenerji teknikleri kendi manyetik alanımıza bağlı olduğundan uygulamalar da sınırlı olmaktadır. Teknikler Hastalık, teşhis ve tedavi amaçlı olduğundan manipülasyon odaklıdır.

Pleiades® ise Bedensel Zekanın uyanışı ile birlikte varlığımızın kendi kendini dönüştürme yetisini yeniden kazanmasını sağlayan evrenin temel özelliğidir. Yaşam enerjimiz yani mevcut olan bioenerjimizin evrensel zeka ile desteklenmesi ve dönüşmesi söz konusudur.

Bioenerji Teknikleri lokal hedefler üzerine uygulamalar bütünü olduğundan Pleiades® Sistemi ile bağlantısı yoktur.

Pleiades® Eğitim Seminerlerin de kendi beden zekanızı uyandırabilir ve potansiyelinizi açığa çıkarabilirsiniz.

Her seviyede dengelenme ve dönüşüm sürecine girerek zihninizin ötesine geçebilir ve sezgilerinizi kullanmayı öğrenebilirsiniz.

Varlığınızın iyileştirici gücünü keşfedebilir ve yakınlarınıza uygulamalar yapabilirsiniz.

Uzaktan ve yakından uygulamalar yaparak deneyimlerinizi ilerletebilirsiniz.

Profesyonel Uygulayıcı olabilirsiniz.

Hayatınızın her alanında farkındalık, idrak ve algılarınızı en verimli şekilde kullanabilir ve çevrenize bu konuda yardımcı olabilirsiniz.

Özet olarak kendinizi keşfedebilir ve yeniden hayatınıza anlam katabilir ve evrensel zekanın sizde nasıl ahenkle işlediğine şahit olabilirsiniz.

Etkinliklerimiz

Uygulamalar

Videolar

2019-04-25T16:54:45+03:00