Bütünsel Anlayış ve Şifa

Bizler doğumdan sonra yetişkinlik dönemimizde ilk önce bedenlerimizi tanımaya başlarız. Spor ve bunun gibi faaliyetlerde bulunarak bedenlerimizi geliştirmeye çalışır ve daha güzel bir bedene sahip olmayı isteriz. Daha sonra şık kıyafetler ile bedenimizi daha güzel bir hale getirmeye çalışırız.

İlerleyen yaşlarımızda zihnimizi ve beynimizi algılamaya ve fark etmeye başlarız. Daha ileri dönemlerde ise kalbimizi anlamaya başlar, içsel dünyamız olduğunu ve sezgilere sahip olduğumuzu fark ederiz. İçsel dünyamıza yöneliriz. Sürecin devamında ise ruhsal dünyamızı algılamaya çalışırız.

İnsana bütün olarak baktığımız zaman bedeni, zihni, beyni, kalbi, sezgileri ve ruhu olan bütün bir yapıyı fark ederiz. İnsan tüm bunları ilerleme kaydederek anlamaya başlıyor.

Bazılarımız sadece bedende, bazılarımız beden ve zihinde, bazılarımız ise sadece zihinde kalıyor. Bir kısmımız sadece içsel dünyada kalıp dış dünyayı reddediyor. Kimileri ise bir mabede kapanıp sadece ibadet ederek içsel dünyada hakikati anlamaya çalışıyor.

Acaba biz, şimdi ve burada hem kendi yaşamımızı hem dışsal yaşamı hem de içsel yaşamı bir bütün olarak algılayabilir ve görebilir miyiz?
Parça parça baktığımız zaman bunu anlamamız mümkün olmuyor.

Öğrenilmişliğimiz ile baktığımızda ise ne yaparız, örneğin mutlu olabilmek amacı ile vücudumuzda serotonin ve dopamin salgılanabilmesi için ilaç kullanabiliriz, bir şeyler yiyebilir ve o hormonların salgılanmasına katkıda bulunabiliriz. Eğer fiziksel olarak kendimizi iyi hissetmiyorsak spor yapabilir, kas geliştirebilir veya kendimize güzel kıyafetler almaya çalışabiliriz.

Tüm bunların bütünlük içinde olması gerekir. Çok güzel kıyafetlerimiz, sahip olduğumuz değerlerimiz olabilir ama buna rağmen zihnimiz dengede olmayabilir.

Toplumda bazen tabir edildiği gibi malı mülkü sahip oldukları var ama kafası yok denilen durum ortaya çıkabilir.
İnsan kendini din, spiritüel veya enerji çalışmalarına adamış, içsel dünyasına yönelmiş olabilir. Kişisel gelişim eğitimlerine katılmış ancak içsel dünyaya bakarken bir türlü sistemi anlayamıyor olabilir. Çünkü kendisini anlamayan bir insanın içsel dünyayı anlaması da mümkün değildir.

Bizler insan olarak her yönden bir bütünüz. Parça parça bakıldığında ve belirli bir kısma odaklanıldığında bütün olarak göremeyiz ve sadece bir yönde gelişir ama bütün olarak eksik kalabiliriz.

İnsanın anlayışının gelişmesi ve kendini anlayabilmesi için kendine ve hayata bütün bakabilmeyi “KEŞF” etmesi gerekir.

Diğer türlü bir parçayı çözmeye çalışarak ömür geçirebiliriz. Bütün olarak her şeyi anlayamayabiliriz. Anlayabilmek kavramı içerisinde icat yoktur.

Parça parça olarak baktığımızda icatlar ve teknikler çıkarabiliriz. Bunların hiçbiri keşif yani anlayış değildir. Hakikate ulaşmak için veya kendimizi anlamak ve dengelemek için ritüeller çıkarabiliriz. Bunların hiçbiri “KEŞİF” değildir. Cep telefonu gibi icatlar olacaktır ancak bu oluşturulmuş bir yapıdır keşif değildir.

KEŞİF, olan bir şeyi, varlığın ve varoluşun doğasını tam ve bütün ANLAMAK demektir. Eksiksiz ve fazlasız tam olarak olanı olduğu gibi bütünlüğü içerisinde anlamak demektir.

Parça parça baktığımız zaman hala keşfetmek için teknikler üretebiliriz. Bu tekniklerin çok önemli olduğunu ve aradığımız hakikate bizi ulaştırabileceğini düşünebilir ve bütünsel bakıştan uzak düşebiliriz.

Bütün bakma özelliği şu an beyin tarafından tam olarak kullanılmıyor. Çünkü sağ veya sol beyin ağırlıklı bakıyor. Bedensel güdüler ve tepkiler bunun içinde harmanlanmış durumda, duygusal yapının dengede olmayışı bizi bütün ve tam anlamaktan ve yaşamaktan uzak tutuyor.

Örneğin bir bina yapılırken bir usta bir tarafını, mimar bir tarafını, mühendis başka bir tarafını yapar. Ancak aralarında bütünsel iletişim yoksa binanın bütünsel bir anlamı olmaz. Kendi bakış açımıza göre bütünde herhangi bir şey yaptığımızda bütünsel olmayacaktır. Bir şeyin diğer bir şeyle ilişkisi olmadığında ve kendine göre bağımsız olduğunda bütünsellikte olamaz.

Şehirlerin yapılaşmalarında olduğu gibi. Herkes kendine göre bina yaptığında binalar güzel olsa da bütüne baktığımızda çarpık yapılaşmayı görebiliriz. Çarpık yapılaşmanın ortasına mükemmel bir saray bile inşa etseniz bütün resimde çarpıklık devam edecektir. Hatta güzel olan bütünde çarpıklık bile oluşturabilir.

Hayatımıza ve kendimize baktığımızda da aynı şeyi fark edebiliriz. Örneğin, arkadaşlarımla olduğum zaman çok mutluyum ama iş yerine gittiğim zaman veya evime gittiğim zaman mutsuz oluyorum. Ya da sadece kendi iç dünyamda mutluyum ama dışarıda mutsuzum diyebiliriz. Tüm bunlar bütünü anlayamadığımız ve tercihler yaptığımız içindir.

Peki beyin ne zaman bütün bakabilir?

Kendisi ile bütün olduğu zaman, kendini parça olarak değil bütün olarak anladığı zaman ve kendini bütün olarak KEŞFETTİĞİ zaman. Parça algısı sebebi ile şu anki beynimizin bütün algılaması, yapısı ve alışkanlıkları gereği mümkün olmamaktadır. Ancak bu durum değiştirilebilir.

Bir olayı ele alıp o olayın içinde parçayı tedavi etmeye kalkarsam o zaman o an için doğru görünen eylem bütüne baktığımda sonrasında ciddi zararlar verebilir. Yani kullandığımız ilaçlar gibi. Bir ilaç bir yönden fayda sağlıyor olabilir ancak diğer yandan başka bir tarafı bozuyordur.

İlaçların içeriğini okuduğunuz zaman faydası birkaç cümlede anlatılır ancak yan etkileri ve zararları çok daha fazladır. Bunun sebebi lokal etkisi olması ve bu etkinin bütündeki diğer yansımalarının farkedilmemiş olmasıdır.

Kimse bunu dikkate almaz. Çünkü o anda problem bir şeyle ilgilidir ama sonuç olarak bütünü bozar. Örneğin yediğimiz yemeklerin içinde hayvansal ve bitkisel gıdalar, su ve mineraller olur. Orada bir bütünlük vardır. Eğer sadece bir tek şeyle beslenmeye kalkarsak bedenimizdeki ahenk dengesini yitirecektir. Yani bütün gün limon yersek bir tarafımız zayıf kalacaktır.

Kangren olan bacağın kesilmesi yaşamın devam etmesi amaçlıdır. Ancak kangren olan bacak değil bütündür. Bugün bacak, yarın kol derken tüm beden. Kangren olan bütündür ve bunun nedeni anlaşılırsa çözümde bütünsel olacaktır. Parçalayarak çözüm bulmak sadece yaşam süresini uzatmak ancak yaşam kalitesini bozmak anlamına gelir.

Demek ki beynimiz bütün görebilirse o zaman hayat kalitemizde bütün olarak artacak ve tüm parça olarak algıladıklarımızda yaşamsal döngüsüne ahenkle devam edecektir.

Beynimizin bütün olarak görmesi ve olanı olduğu gibi değerlendirmesi demek keşfetmemiz demektir. Bir parçayı anlamak her şeyi anlamak anlamına gelmez. Bu bir parça ile diğer parçaların ilişkisini de anlamak gerekir. Eğer bunu yapabilirsek o zaman bütünsel bakışla bakabiliriz. Bu bakış keşfetmemize olanak tanır. Tekniklerden özgürleşmemize ve kendimizi tam ve bütün olarak anlamamıza sebep olur.

İnsanlar bütündür ve bunun ötesinde her şey bütündür. İnsan doğayla bir bütündür ve bunu anlayamazsa doğayı katletmeye başlar, insanlar diğer insanlarla bütündür ve eğer bunu anlayamazsa diğer insanlarla düşman olur. İnsan kendiyle bütündür ve eğer anlayamazsa kendiyle savaşmaya ve kendini parçalamaya başlar.

Bazılarımız bedene, bazılarımız beyne ve bazılarımız kalbe önem verir. Hepsi bütündür. Biri diğerinden iyi değildir. Hepsi kendi bütünlüğünde var olurlar ve birbirleri ile uyumludurlar.

Eğer bütünü ve sistemini keşfedebilirsek bir daha parça parça düşünmemize ihtiyaç kalmayacaktır. Hayatımız bütün olacaktır. Dışarısı ve içerisi bütün olacaktır ve içsel savaş bitecektir.

Bütüne bakmaya başladığımız anda sessizlik olur. Beyin ve zihin düşünmeyi durdurur. Çünkü parça parça algılama durmuştur. Her şey bütünü ile anlaşılır ve böylece düşünmeye ihtiyaç kalmaz. Varlığımız kendi bütünlüğüne kavuşmuştur artık.

Peki kendi hayatımıza baktığımızda, dünyam dediğimiz hayatımıza baktığımızda bütünlük var mı yoksa parça parçamı?

Eğer parça parça ise henüz yaşamaya başlamamış, kendimizi anlamamış, hayatı hakkıyla değerlendirememiş olduğumuz anlamına gelir.

Hayatımıza veya bedenimize parça parça bakarsak ve bir yeri beğenmeyip geliştirmeye çalışırsak bütünlüğü bozmuş oluruz.

Bütüne baktığımız anda birden derin bir sessizlik ortaya çıkar ve sessizliğin kendisinden yüksek bir enerji yükselir. Bu enerji ile beraber varlığımızda da anlayış yükselir ve parçalamayı, ayırmayı bırakırız. İşte bu durum “ŞİFA” kelimesini açıklar.

DENEYİMLER VİDEOLARI

Pleiades® Uygulama Seanslarında sık görülen “İSTEMSİZ KAS HAREKETLERİ” Sinir Sisteminin Aktive olması esnasında süregelen geri bildirimlerdendir.

Bilindiği üzere sinir sistemimiz, beynimiz ve kaslarımız elektriksel, elektromanyetik akımlarla kendi içerisinde bir network (ŞEBEKE) oluşturmuş durumdadır.

Söz konusu şebeke ağı tüm bedenimizi kaplayan bir sinir ağıdır.

Bu sistem üzerinde oluşan hasar ve yıpranmalar tüm beden sistemini etkilemekle beraber, ruhsal, duygusal, fiziksel ve zihinsel boyutlarda da karmaşaya ve kaosa neden olmaktadır.

Sinir sisteminin “İSTEMSİZ KAS HAREKETLERİNİ” yöneten “OTONOM SİNİR SİSTEMİ” aktive olduğunda tüm bedenimizi saran elektromanyetik yapının kendi orijinal dengesine kavuşmak için gösterdiği “REAKSİYON”, istemsiz kas hareketleri olarak dış düzlemde somut bildirimlere yol açabilmektedir.

  • Pleiades Seminerleri 2 günlük ve günde 7 saat süren programlardan oluşur.Seminerler Pleiades Seminer & Organizasyon Danışmanlık Hizmetleri tarafından düzenlenen ve organize Edilen kurumsal programlardır.
  • Seminer süresince çalışmalar Pleiades Eğitmenleri Şeref Tolga Kuralay ve Eda Kuralay tarafından yönlendirilir.
  • Seminer saatleri 10 :30 – 17:30 arasında devam etmektedir.
  • Pleiades Seminer süreci boyunca katılımcılar ile birebir özel aktivasyon seans uygulaması yapıldığından , katılımcılar ile özel ilgilenildiğinden,
    Her katılımcının kendi yapısına göre çalışmalar yapılarak öğrenimi devam eder.
  • Katılımcıların seminerlerden verim alabilmeleri adına katılım sayısı sınırlı tutularak en yüksek seviyede seminerden yarar sağlamaları amaçlanır.
    Seminer süresinde her katlımcı kendilerine özel aktivasyon seansları, hassasiyet çalışmaları, kendi potansiyellerini açığa çıkarma gibi konularda Deneyimsel bir sürece girerler.
  • Seminer sonunda her katılımcı Lisanslı Profesyonel Uygulayıcı belgesine sahip olur ve Pleiades Danışanlarına Hizmet verebilir.
    Programlar Seminerler ile kısıtlı değildir.
  • Seminer sonrası katılımcılara özel açılan WhatsApp gruplarında uzman eğitmenler tarafından destek verilir ve süreçleri takip edilir.
  • Destek, takip ve rehberlik süreci Pleiades Danışmanlık Hizmetleri tarafından ücretsiz ve sınırsız olarak devam eder.
  • Katılımcılara seminer sonunda Pleiades Kılavuz Kitapları verilir.
  • Seminer sonrası katılımcılar diğer illerde düzenlenen seminerlere ücretsiz katılım hakkı elde ederler ve seminerlerin ikinci günlerinde pratik yapmak amaçlı çalışmalara katılarak deneyim ve donanımlarını arttırabilirler.
  • Katılımcılar grup içi uzaktan seanslar düzenleyebilir, kendileride ücretsiz uzaktan seans programlarına katılarak tecrübelerini arttırabilirler.
    ——————————
    ☎ 0532 349 33 74
    ☎ 0543 717 22 87
    🦋 www.pleiades.com.tr
    💳 Seminer Katılım Ücreti
  • NAKİT : 2750 TL
  • KREDİ KARTI : 3250 TL
    ——————————
    Seminerler PLEİADES SEMİNER ORGANİZASYON DANIŞMANLIK HİZMETLERİ tarafından düzenlenmektedir.
    ——————————
    EĞİTMENLER
    ŞEREF TOLGA KURALAY
    EDA KURALAY

Pleiades® Seminerlerine kayıt olmak için iletişim numaralarımız üzerinden bizlere ulaşarak seminer programına katılım talebinizi iletebilirsiniz.

Programa Uygunluğunuz onaylandığı taktirde site üzerinden sisteme kayıt olabilirsiniz.

BİREYSEL ÇALIŞMALAR

Bireysel Pleiades uygulama çalışmaları 3 Pleiades uygulaması içeren kişiye özel programlardır.

Her Pleiades uygulaması 30 – 60 dakika arası sürmektedir. 2 gün birebir yakından ve 1 gün uzaktan uygulama yapılmaktadır.

Bu programlar bireyin kendine kendine uygulama yaparak  süreci devam ettirebilmesini ve Pleiades Uygulamaları yapabilmesini kapsamamaktadır.

Program sonu danışmanlık almak danışanın kendi tercihine bağlı olarak değişmektedir.

BİREYSEL ÇALIŞMA ÜCRETİ : 1000 TL + KDV

Pleiades eğitim ve bireysel seans seminerleri İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa illerinde belirlenen tarihlerde düzenlenmektedir.

Pleiades Danışmanlık olarak sabit bir ilde merkezimiz yoktur. Belirtilen illerde düzenlenen eğitim seminer organizasyonlarına kayıt olarak programlara katılabilirsiniz.

Pleiades® Uygulamaları, bireylerin kendi beden sinir sistemlerinin aktive olması amaçlı yapılan uygulamalardır. Bu uygulamalar, pasif duruma geçmiş ve canlılığını kaybetmiş sistemimizin aktif duruma geçmesi sürecidir.

Temel düzlemde bu durumun bizlerin doğal hali olduğu için insanlara, hayvanlara ve bitkilere uygulanabilir.

Uygulamalarda sınır yoktur.

Pleiades® uygulamaları teknik, rituel, ilaç, hipnoz vb yöntemler içermediğinden  olumsuz etkisi yoktur.

Bu uygulamalar İnsanın Kendi Doğasını Keşfetmesi ve potansiyelini en verimli şekilde kullanabilmesini sağladığından kendi doğal halimizi yaşamamızın olumsuz bir tarafı tabiki olmamaktadır.

23 Kasım 1974 İstanbul / Üsküdar doğumluyum.

İlk, orta ve lise yıllarımı İstanbul / Suadiye’de tamamladıktan sonra çeşitli firma ve otellerde muhasebe departmanlarında çalışmaya başlayarak hayata yeni bir adım attım.

2012 yılına kadar devam eden iş hayatım boyunca hayatı, kendimi ve evreni sorgulamak benim için ayrı merak konusu olmaktaydı.

Çocukluk yıllarımda yaşadığım aile içi travmalar ve kalıntıları beni nefes almaya zorluyordu.

Yaşadığım ilişkiler, beraberlikler sorun üstüne sorun yaratıyor ve bu sorunu çözmek bir yana sorunlar daha da büyüyordu.

Gençlik yıllarımı geçim derdi ve ilişki sorunları içinde boğulmaya harcadığımın farkında değildim.

Sanki travmalarım katlanarak çığ gibi büyüyordu.

Yavaş yavaş öldüğümü hissediyordum ve dünya büyük bir yük olmaya başlamıştı.

Duygusal olarak inişli ve çıkışlı bir hayata sahip olduğum dönemlerde kim olduğumu, amacımın ne olduğunu sorgulama duygusunun en tavan yaptığı zamanlardı.

Çocukluğumdan beri hep içimde benimle birlikte büyüyen “HER ŞEY GÖRDÜKLERİNDEN İBARET DEĞİL” düşüncesi benimle birlikte gelişerek hayat yolculuğumda bana eşlik ediyordu.

Ancak bu sorular ve cevapları da travmalarımın altında ortaya çıkmak için sanki gün sayıyordu. Büyük ve derin bir bataklıkta, karanlıkla boğuşan çaresiz bir insandım ve çığlıklarım içimde yankılanıyordu.

Bir yandan inişli çıkışlı bir hayatı devam ettirmek, bir yandan da içimden gelen “SEN BU DEĞİLSİN” arasında kalmak oldukça yorucu gelmeye başlamıştı.

Hayatımın dip noktasına gelen aşamasında tüm değer yargılarımın, anlayışımın bittiği noktada “ANLAMSIZLIK deryasının dalgaları arasında boğuşurken bir süre sadece hayatı seyretme ama anlamlandıramama durumuna geçmiştim.

Yaklaşık 2 ay kadar bu tarifsiz durumu yaşadıktan sonra bir arkadaş grubu içerisinde yaşadığım olağan dışı deneyimle beraber yeni dünyanın keşif kapıları da açılmaya başlamıştı.

Bu dünyayı seyreden ben ise yeni doğmuş bir Ben’di.

Anlamsız gelen her şey şimdi yeni bir anlam kazanmaya başlamış, evrenin varoluşsal sırları sanki bir film şeridi gibi zihnimden geçmeye başlamıştı.

Fiziksel belirtiler ile kendini göstermeye başlayan bir dönüşüm yoluna çıkmıştım.

Kısa bir süre sonra algılarımın açılması ve hassasiyet kazanması ile beraber deneyimlediğim birçok ruhani deneyimler ve etrafımda bulunan insanların da bu etkileri alarak yaşaması beni denemeler yapmaya sürükledi.

İnsanlar üzerinde uygulamalar yaparak ortaya çıkan bu yeni olgunun ne olduğunu anlama yoluna gittim.

Uygulama yaptığım insanların da hayatlarında pozitif dönüşümler olduğunu fark ederek ortaya bir sistem çıktığını ve bu sistemin insanlar için eşi bulunmaz bir değerde olduğunu ancak bundan kimsenin haberi olmadığını anlamam fazla uzun sürmedi.

Yurt dışından yabancı uyruklu insanların benimle irtibata geçerek bunu deneyimlemek üzere İstanbul’a gelmeleri beni şaşırtmıştı.

Sosyal medya üzerinden yayınladığım uygulama seanslarını merak eden enerji terapistleri ve şifacıların Türkiye’ye neden geldiğini anlayamamıştım.

Onlara bunun nedenini sorduğumda bugüne kadar birçok eğitim aldıklarını, uygulama yaptıklarını ancak bu çeşit bir uygulama denemediklerini söylemeleri beni daha çok araştırmaya sürükledi.

Birçok insan üzerinde uygulamalar yaptıktan sonra dünyada ilk kez ortaya çıkan “Frekans” boyutuna vesile olduğumu anladım. Anlayamadığım ise bunun neden sadece bende olduğuydu.

Ben tek başıma ne kadar ilerleyebilirdim? Daha sonra bu sistemi nasıl öğretebileceğimi sorgulamaya başladım. Bütün hayatım değişmişti. Sadece bu yaşadığım deneyimler benim eski hayatımı bana unutturmaya ve yeni biri olarak devam etmeme neden oluyordu.

Birçok kitapları okumaya ve araştırmaya devam ettim. Okuduğum kitaplar genellikle kuantum fiziği yasaları ve evrenin keşfedilmiş özellikleri ve teoriler üzerine olan bilimsel kitaplardı.

Bunun yanında doğu ve batı öğretilerini araştırmaya başlamıştım. Daha önce buna benzer deneyimleri yaşayanları aramalıydım.

Araştırmalarım sonucu ortaya çıkan bu  sistem daha önce aynı şekilde ortaya çıkan bir sistem değildi.

İnsanın kendi varoluşunun sırlarına kadar yolculuk etmesini sağlayan, insanlarda hızlı ve etkili çalışan birçok geri bildirim ve benim yaşadığım dönüşüm bunun kanıtlarını taşıyordu.

Çevremin ve birçok çevrenin baskısı ve komik durumlara düşmem umurumda değildi.

Daha önceki hayatımı ve o hayatı yaşayan kişi artık gitmişti.

Yeni biri vardı ve bu biri artık kendini birisi olarak tanımlayamıyordu. Bu durumun verdiği cesaretle hayatım sadece evrensel sistemi araştırmak ve öğretmek üzerine şekillenmeye başladı.

Pleiades® ismini verdiğim şifa sistemini 2013 yılından beri uygulama ve öğretime açarak bu konuda uygulayıcı ve eğitmenler yetiştirmeye başladım.

Yaşadığım tüm deneyimleri ve uygulamaları bütün olarak bu sayfaya aktaramasam da eğitim veya tanıtım seminerlerinde paylaşıyorum.

Dünden bugüne Pleiades® Sistemini öğretmenin ve eğitmenler çıkarmanın onurunu yaşıyorum.

22 Kasım 1976 Adana Doğumluyum.

Değişim, üzerine ne kadar düşünürseniz düşünün ne kadar araştırma yaparsanız yapın eyleme geçmediğiniz sürece gerçekleşmeyecek bir olgudur.

İnsan hayatı deneyimler  üzerine kuruludur.

Deneyimler tecrübelere dönüşür ve tecrübeler öğrenilmesi gereken her  şeyi bize öğretmek için var olurlar.

Hepimiz bu dünyaya öğrenmeye, gelişmeye ve hep ileriye doğru adım atarak, hep değişerek ve dönüşerek olgunlaşmaya, özümüzü ve gerçek potansiyellerimizi yaşamak ve yaşatmak için geldik.

Bizler kendine yolculuk yapan ve yolculuğu boyunca yolu hep kendine çıkan varlıklarız.

Benim yolculuğum ise yirmili yaşlarımda metafizik, bilim, kişisel gelişim ve spiritüel kitapları okuyarak ve araştırarak başladı.

Araştırmalarım uzun yıllar devam etti. İlerleyen süreçte Eskişehir Anadolu Üniversitesinin iletişim bölümünden mezun olduktan sonra iletişim sektöründe çeşitli firmalarda çalıştım ve yöneticilik yaptım.

Çalışma hayatım süresince  bir çok deneyime sahip oldum.

Her geçen yıl kendimle ilgili keşiflerim oluyordu.

Sezgilerim çok kuvvetliydi ve hayatımda bir şeyin olmasına niyet ettiğim zaman olduğunu gördüğüm gün içimde benden çok daha ötede bir güç olduğunu farketmiştim.

Neden buradayım ?  Yaşadığım hayatın ve deneyimlerin bana anlatmaya çalıştığı şey ne olabilir ?  şeklinde  sorular sormaya başlamıştım kendime.

Yoğun giden iş yaşamı durup düşünmeme ve hayatı sorgulamama neden olmuştu.Bundan daha fazlası olduğumu hissetmeye başlamıştım ve radikal bir  karar ile kurumsal iş hayatımı bıraktım.

Artık neyi araştırmam gerektiğini biliyordum.

Araştırmalarım sonucu 2014 yılında Eft Duygusal Özgürleştirme Tekniği eğitimini alarak değişim ve dönüşüm yolunda ilk adımımı attım.

Devam eden süreç içerisinde Reiki, Biyoenerji, Shambala ve son olarak Pleiades sistemi ile tanıştım.

Düşüncelerin, duyguların, olayların, içinde bulunduğumuz ve ilişkili olduğumuz her şeyin yalnızca enerji olduğunu ve enerjimizi nasıl kullanabileceğimizi, nasıl değişip dönüşebileceğimizi deneyimledim.

İçsel yolculuğum tüm hızıyla devam ederken aynı zamanda edindiğim bilgi ve tecrübelerimi ihtiyacı olan bütün dostlar ile paylaşıp kendini ve hayatını değiştirip dönüştürmek ve içsel yolculuğuna çıkmak isteyen herkes için  elimden gelenin en iyisini yaparak  tüm sevgim ile vesile olmaya  çalışıyorum.

Uzmanlık Eğitimlerim :

Pleiades® Sistemi 3B Uzman Eğitmen

Energy Eft Foundatıon – Temel Enerji Eft Eğitimi

Energy Eft Master Practıtıoner – Enerji Eft Uzmanlık Eğitimi

Goe  Energy  In Motıon Master Practitioner  Emo Uzmanlık Eğitimi

Goe Modern Stress Management Foundatıon – Temel Modern Stres Yönetimi Eğitimi

Goe Modern Stress Management Professıonel – Modern Stres Yönetimi Profesyonel Eğitimi

Modern Enerji Koçluk Eğitimi

Modern Enerji Uzmanlık Eğitimi

Pozitif Eft Eğitimi

Pleiades Danışmanlık İletişim Numaraları :

0 532 349 33 74

0 543 717 22 87

Uygulamalar

Videolar

2019-07-31T19:38:04+03:00